Karar geçersiz

9:29 Ayetinin bağlamında incelenmesi.

2020.10.31 15:05 allahbenim 9:29 Ayetinin bağlamında incelenmesi.

Uyaralım, uzun olacak. Ancak ayet hakkında yapılan tüm barışçıl yorumlamaların imkansız olduğunu gösterecek.
İslam tartışmalarında konu şiddet içeren ayetlere geldiğinde Müslümanların çok tanıdık bir sözleri vardır: "Ayeti bağlamından koparıyorsun!"

Bu söz tam olarak ne demek? Bunu söylerken Müslümanların aklından farklı şeyler geçiyor olabilir:

1) Tarihi bağlam. O ayet veya hadis söylendiğinde tarihi olarak hangi olaylar oluyordu? Sadece o zamanlar için miydi, yoksa tüm zamanlar için mi? Tek bir kişi için miydi, yoksa herkes için mi? Tarihi bağlam bu konularda bize ışık tutar.

2) Doğrudan bağlam. Aynı suredeki diğer ayetler o ayet hakkında bir şey söylüyor mu, o ayetin anlamını değiştiriyor mu diye bakılır. Bazen bir ayeti ayet sırasından koparmak anlamını tamamen değiştirebilir, o yüzden tüm bölümü okumak ayeti yanlış yorumlamadığımızdan emin olmak için önemlidir.

3) Genişletilmiş bağlam. Bundan kastımız kitabı bir bütün olarak görmek, ve o konu hakkında kitabın diğer bölümlerinde geçen öğretilerine bakmaktır.

Bu değişik bağlam türlerinin hepsi ayetin anlamını değiştirebilir. O yüzden şöyle yapacağız: Kuran'dan 9. sure 29. ayeti okuyacağız, ardından İslami kaynaklardan ayetin yukarıdaki 3 bağlamına da bakacağız.

Kuran 9:29― Kendilerine kitap verilenlerden (Kendilerine kitap verilenler Museviler ve Hristiyanlardır) Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen (size saldıranlara karşı savaşın değil, Allah'a inanmayanlara karşı savaşın dediğine dikkat edin), Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan (yani İslam'ın yasak kıldığı şeyleri [içki içmek gibi] siz de yasak saymazsanız Müslümanlar sizle savaşmalıdırlar) ve hak din İslâm’ı din edinmeyen (İslam'ı gerçek din olarak görmeyen) kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

Bu pek barışçıl gibi durmuyor. Hatta Müslümanlarla aynı şeylere inanmayan insanlara saldırmak için kesin bir emir gibi. Ayet bu kadar net olduğu için, Müslümanlar bunu yeniden yorumlamakta zorluk çekeceklerdir. Neden? Çünkü Kuran kendisinin apaçık olduğunu iddia eder. Örneğin:

Kuran 6:114― "Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" (de).

Kuran 11:1― Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.

Kuran 12:1― Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.

Kuran 16:89― Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Kuran 27:1― Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir.

Kuran 41:3― Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

Kuran 57:9― O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir.

Kuran kendisinin açık açık, eksiksiz, sağlam, apaçık, her şey için bir açıklama, genişçe açıklanmış bir kitap olduğunu iddia ediyor. Ve bu Müslümanların çoğu tefsirini anında oyun dışı bırakır. Çünkü Edip Yüksel gibileri, daha doğrusu tüm tatlı su Müslümanları "Allah 'İnkar edenlere karşı savaşın.' (9:123) dediğinde aslında 'Size saldıranlara karşı savaşın.' demek istiyor." der. Ama Allah "Size saldıranlara karşı savaşın." demek isteseydi "Size saldıranlara karşı savaşın." derdi. Çünkü Kuran tamamen açıktır. Diğer bir deyişle, eğer Allah söylediğinden farklı bir şey demek istediyse açık değildir, eksiksiz değildiir, genişçe açıklanmış değildir. Kurana göre Allah tam olarak ne demek istiyorsa onu diyor. Ve 9:29 ayetinde de inanmayanlara karşı savaşın diyor. Ama Müslümanlar yine de bunu yeniden yorumlamak zorundalar, ve nedense ayetin bağlamının onları kurtaracağını düşünüyorlar. O hâlde bağlamına dönelim. Tarihi bağlamına bakalım ilk önce. İslam ilimlerinde oldukça söz sahibi olan İbn Kesir, tarihi bağlamını bizim için açıklıyor. O yüzden burada sadece onun kitabından alıntı yapacağım.

Ibn Kathir, The Battles of the Prophet, p. 183-4― Allah, iman edenlere, inkarcıların Mescidi Haram'a girmelerini veya yakınına yaklaşmalarını yasaklamalarını emretti. Bunun üzerine Kureyş (Muhammed'in kabilesi) bu kararın onların ticaretten kazandıkları geliri düşüreceğini düşündü. Dolayısıyla Allah onları telafi etti, ve onlara kitap ehline karşı onlar İslam'a girene veya cizye ödeyene kadar savaşmalarını emretti (Eğer Müslüman olurlarsa zekat öderler, eğer Müslüman olmazlarsa cizye öderler; iki şekilde de para hazineye akmaya başlar.). Allah şöyle diyor: "Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın." (Tevbe 28-29). Bunun üzerine Allah'ın elçisi onları İslam'a çağırmak için Romalılar ile savaşmaya karar verdi.

Muhammed neden Romalılar ile savaşmaya karar verdi? Romalılar Müslümanlara mı saldırıyordu? Hayır, saldırmıyorlardı. Savaşmaya karar vermesinin sebebi 9:29 ayetinde savaşma emri almasıydı. Peki 9:29'un tarihi bağlamı nedir?

Muhammed'in kabilesindekiler nasıl para kazanacakları konusunda endişelendiler, çünkü diğer dinden olan (ancak aynı Kabe'yi kutsal gören) insanlar artık Kabe'nin yakınına alınmıyordu. O yüzden Kureyş faturalarını nasıl ödeyeceklerini bilmek istediler, ve Allah onlara "Tabii ki inanmayanlara saldıracaksınız! Canlarını kaybetmemek için seve seve ödeyeceklerdir." cevabını verdi, ve Muhammed Romalılar ile savaşmaya gitti. 9. sure 29. ayet; bana göre değil, İslam'ın kendi kaynaklarına göre, bir para yapma makinesidir! Onlar size ödeyene kadar insanlara saldırın, Museviler ve Hristiyanlar gelir kaynağıdır!

Biraz bunun hakkında düşünelim. Komşunuzun ve eşinin arasında şöyle bir diyalog geçtiğini hayal edin:

-Ahmet, bu ay masrafları karşılayamıyoruz, elektrik faturasını nasıl ödeyeceğiz?
+Bu da soru mu? Beyzbol sopamı ver, dışarı çıkıp insanları döveceğim ve cüzdanlarını bana vermelerini sağlayacağım.

Böyle davranan bir insan iyi bir insan mıdır? Bu normal mi? Belki suçlular için öyledir, ama bu tam olarak Allah'ın Müslümanlara söylediği şey.

Ayetleri bağlamında inceleme işini beğendiniz mi Müslüman dostlarım? Belki pek işinize gelmemiştir. Sonuçta size pek yardımcı olmadı. O zaman hadi tarihi bağlamını bırakalım ve doğrudan bağlamına geçelim. Kuran'ın bu bölümü 28. ayetten itibaren başlıyor, ki zaten İbn Kesir sayesinde okumuştuk. Ama yine de başa saralım, 28. ayetten 33. ayete kadar (bölümün bittiği yer) okuyalım.

Kuran 9:28― Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Şimdi bu ayetlerin nasıl birbiriyle bağlanacağını seyredin. Allah Müslümanları zengin kılacağını söylüyor. Nasıl yapacak bunu? Sıradaki ayet:

Kuran 9:29― Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın.

Ama bir dakika Allah, kendilerine kitap verilenler Museviler ve Hristiyanlar değil mi? Onlar da hak vahiyleri almadılar mı, onlar da iman edenler değil mi? Neden onlarla savaşacağız ki? Sıradaki ayet:

Kuran 9:30― Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar!

Yani Museviler ve Hristiyanlar ile inandıkları şeye bağlı olarak savaşacağız. Başka bir şey yaptılar mı? Sıradaki ayet:

Kuran 9:31― (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır.
Vay canına. O kadar yanlış şeylere inanıyorlar ki neredeyse Museviler ve Hristiyanların Allah ile savaş halinde olduğunu düşüneceğim! Sıradaki ayet:

Kuran 9:32― Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar (Kılıçlarıyla değil ağızlarıyla dediğine dikkat edin. Bu onların saldırılarına değil sözlerine işaret eder.). Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.

Allah Museviler ve Hristiyanların yanlış düşüncelerini konuşarak yaymalarına izin vermeyecek. Peki onları nasıl durduracak? Sıradaki ayet:

Kuran 9:33― Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini (Muhammed) doğru yol ve hak dinle (İslam) gönderen Allah'tır.

Allah Musevilerin ve Hristiyanların yanlış düşüncelerini, kendi dinini onların dininden üstün kılarak engelleyecek. İslam nasıl onların dininden üstün olacak? Dokuz yirmi dokuz! İnanmayanlarla savaşın!

Tüm bölüm buydu. Her şey gayet açık, değil mi? Şimdi 2 farklı bağlamda incelediğimize göre, Müslümanlara soralım. Neden Museviler ve Hristiyanlar ile savaşılacak? İnançlarından dolayı, değil mi? Zaten yukarıdaki bağlamlarla incelediğimizde tek bir sonuç çıkıyor. Olayın savunma savaşı ile alâkası yok. Anlaşılan o ki en saygı değer alimlerinizden olan İbn Kesir de bu şekilde yorumlamış.

İbn Kesir'in 9:30 Tefsiri― Yüce Allah, iman edenleri Yüce Allah'a karşı bu korkunç ifadeleri ve yalanları söyleyen müşriklere, kâfir Musevilere ve Hristiyanlara karşı savaşmaya teşvik etmektedir. Yahudiler "Üzeyr Allah'ın oğludur." dediler. Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir. Hristiyanların İsa üzerindeki yanlış yönlendirmeleri de açıktır. Bu yüzden Allah her iki grubu da yalancı ilan etmiştir.

İbn Kesir Yahudi ve Hristiyanlarla savaşmanın teşvik edildiğini, çünkü onların kâfirler olduğunu söylüyor. Hm, bu fikri nereden aldı ki(!)? Kuran'ın söylediği bu.

O hâlde, hem tarihi bağlam hakkındaki araştırmamız, hem de doğrudan bağlamı hakkındaki araştırmamız Müslümanların kafirlerle sadece kafir olduklarından dolayı savaşmaları gerektiği fikrini destekliyor.

Ama hâlâ bakmamız gereken bir bağlam daha var. Genişletilmiş bağlam dediğimiz, Kuran'ın tamamına bakarak öğrenilen bağlam. Kuran'ın diğer ayetleri ve bölümleri bu konu hakkında ne söylüyor? 2. surenin 256. ayeti "Dinde zorlama yoktur." diyor. 109. surenin 6. ayeti "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." dememizi söylüyor. Bu ayetler barışçıldır, 9:29 ayetinin vahşi bir ayet olduğunu kim, nasıl öne sürebilir(!)?

Bunları açıklamanın oldukça kolay bir yöntemi var. Çünkü Kuran kendisini nasıl yorumlamamız gerektiğini, 2:106 ayetinde kendisi açıklıyor.

Kuran 2:106―Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin?

Az önce okuduğunuz, İslam'daki nesh etme prensibinin tanıtımıdır. İslam'da eğer birbiriyle çelişiyor gibi gözüken iki ayet görürseniz, tek yapmanız gereken hangisinin daha sonra geldiğine bakmaktır. Son gelen ayet şu an geçerli olan ayettir, önceki ayet ise nesh edilmiştir, yani iptal edilmiştir. Yani güvenilir bir kronolojik çizginiz varsa İslam'da hangi öğretilerin geçerli olduğunu anlamak çok kolaydır.

Kuran 2. surede dinde zorlamanın olmadığını söylüyor. Ama 9. surede de inanmayanlarla savaşın diyor. Burada bir tutarsızlık var. Hangi sure daha sonradan indi? Kuran kronolojik olarak sıralanmadı, o yüzden cevabı alabilmek için hadislere dönmemiz gerekir.

Sahih al-Bukhari 4364― Peygambere indirilen son tam sure Berâe suresiydi...

...Berâe suresi, 9. surenin diğer isimlerinden biridir. Yani 9. sure Muhammed'in takipçilerine indirdiği son sureydi. Bazı kaynaklar aynı şeyi 110. sure için de söylemekte, ancak 110. sure sadece 3 ayet, ve konumuzla ilgili şeyler de yazmıyor. Yani 9. surenin en azından son inen büyük sure olduğunu söyleyebiliriz.

Yani! Eğer 9. surenin içeriği ondan önce gelen herhangi bir ayet ile çelişiyorsa, baz almamız gereken ve geçerli olan ayet 9. surenin ayetleri olacaktır.

O hâlde genişletilmiş bağlamımız bize ne söylüyor? Kuran ayetlerinde en son gelen ayetin baz alınması gerektiğini, son inen sure diğerleriyle çelişiyorsa geçerli olanın son inen olduğunu okumuştuk. 9. sure inen sonuncu en büyük sureydi. Yani Allah'ın Müslümanlar için son emirlerini içermektedir. Bunun anlamı da, İslam'ı savunmaya çalışan modern müslümanların daha çok sevdiği o diğer ayetlerin hiçbir anlamının olmamasıdır. O ayetler 9. surenin 29. ayetinin hükmünü geçersiz kılamaz.

Peki... Tüm bunlar ne anlama geliyor? Kuran'ın ayetleri onun apaçık olduğunu iddia ediyor. O zaman 9:29 ne diyorsa o anlama geliyor. Modern Müslüman hocalar bize 9:29'u bağlamında okursak tamamen barışçıl bir ayet olduğunu anlayacağımızı söylüyor. Öyle oldu mu peki? Tarihi bağlamına baktık, ve Müslümanların kazanç endişesi üzerine inen bir para kazanma makinesi olduğunu gördük. Ayet indikten sonra da Muhammed'in Roma seferi başladı. Direkt bağlamına baktık, ve olayın tamamen dini inançlar ve uygulamalarla alâkalı olduğunu gördük. İnanmayanların saldırıları ile alâkalı tek bir kelime yoktu. Ardından genişletilmiş bağlamına baktık, ve sonra gelen ayetlerin kendisiyle çelişen önceki ayetleri iptal ettiğini, 9. sure son inen surelerden olduğundan dolayı barışçıl ayetlerin hiçbir şekilde geçerlili olamayacağını gördük. Muhammed'in son emirleri inanmayanlara saldırmaktı.

Modern Müslümanlar bize ayetleri bağlamında incelersek tamamen barışçıl olduklarını göreceğimizi söylüyordu. Nerede bu bağlam? Yok tabii ki. 9:29 ayetini bağlamında incelemek sadece ne kadar vahşi olduğunu görmemize yaradı.

Bu okuduğumuz kaynaklara rağmen ülkemizdeki çoğu Müslüman İslam'ın barışçıl olduğunu düşünüyor. Neden? Kuran'ın öğretilerinden dolayı olamaz, çünkü Kuran'ın öğretileri zaten barışçıl değil. Ülkemizdeki Müslümanlar İslam'ın barışçıl olduğunu düşünüyorlar çünkü düşüncelerini belirleyen tek etken İslam değil. Aileleri, öğretmenleri, arkadaşları, medya... Çoğu Müslüman insan, biz inanmayanlar ile aynı değerlerde yaşadı. Bu değerlerin iyi olduğuna inandık. Ancak bizim aksimize, onlar gerçeklere göre yaşamak değil, gerçekleri istedikleri gibi değiştirip kendi hayal dünyalarında yaşamak istediler. Dolayısıyla eğitildikleri iyi değerleri inandıkları kutsal kitaba entegre etmeye çalıştılar, kutsal kitapları bu öğretileri desteklemese bile. Peki İslam'ın barışçıl olmadığını bilen 'hocalar' neden İslam'ın barışçıl olduğunu söylüyor? Çünkü İslam, İslam'ı korumak için yalan söylenmesine izin veriyor. Eğer gerçekleri söyleselerdi insanlar hızla dini terkederdi, ki bu onlar için iyi değil. İslam'ı insanlara çekici kılmak için yalan söylüyorlar. Anlaşılan o ki bağlamına bakmak gerçekten işe yarıyor! İslam'ın barışçıl olduğunu görmekte değil tabii, bizi neden ikna etmeye çalıştıklarını görmekte işe yarıyor. Ancak ne yazık ki Müslümanların bu İslam'la bağdaşmayan barış söylemleri Kuran veya genel olarak İslam teolojisi tarafından hiçbir tarafından umursanmadı. Şeriat ve İslam teolojisi Muhammed'in öğretilerinden gelir, ve en azından bu konuda, Muhammed'in öğretileri açıktır.
submitted by allahbenim to AteistTurk [link] [comments]


2020.08.28 15:19 karanotlar “Yes hay em! Hay çem?”*

Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler ve Ermeni kimliği üzerine sosyal medyada başlayan tartışma yeni boyutlar kazanarak sürüyor. Jbid Arsenyan konuyla ilgili yayınlanan iki yazıyı merceğine alıyor ve konuya başka bir pencereden bakıyor.
Sosyal medya üzerindeki “Ermenilik ve Ermeni kökenli olmak nedir?” tartışmaları akabinde, bazı yazarlar verilen tepkileri Müslümanlaştırılmış Ermeniler’in dışlanması ve “Ermeniliğin ölçülmesi” üzerinden okudular. Bu yazı, verilen tepkilerin, Ermeniliğin sınanması ile ilgili değil, Ermenilik kavramının tanımı ve temsilindeki fikir ayrılıkları sebebiyle olduğunu açıklamak için yazılmıştır.
Ben 6-7 yaşlarındayken amcam beni “sen Ermeni değilsin” diye şakacıktan kandırmış, akabinde yaşadığım mini kimlik bunalımımın da ses kaydını almıştı. O yüzden, o anıyı hatırlamasam da, babamın tekrar tekrar dinlettiği kendi sesim hala kulaklarımda. Kayıt şöyle bitiyor: “Ama hayu açugner unim! / Ama Ermeni gözlerim var!”
Babamla ne hayat görüşümüz ne politik duruşumuz benzese de, ben Ermeniliği en çok babamdan öğrenmişimdir. Dil üzerinden öğrenilmiş; Ermenice kitaplar, şiirler, gazeteler ve şarkılarla, dil ile aktarılan bir Ermenilik. Babam için önce dildir Ermenilik.
Benim Ermeniliğim ise adımda başlar, adımda biter. Üç benzemez sessiz harfin buluşmasıyla bu ad, Türkiye’de Ermeni olmanın yükünü hem yaratır hem taşır. İnsanların yüzüne yüzüne, üstüne basa basa seslendiririm adımı. Soru işaretli bakışları cevaplayan “...Ermeniyim.” sözünün akabinde karşımda büyük ihtimalle şu üç kişiden biri belirir: yüzeysel (“Ay benim de Ermeni bir komşum vardı, çok severdim!”), bilinçsiz (“Yabancı mısınız?”), veya ırkçı (“Estağfurullah!”). Bu harf cümbüşü ismimle tekrar tekrar hatırlar ve hatırlatırım Ermeniliğimi. Bazılarının Ermeniliği din eksenlidir, kilise üzerinden tanımlar kendisini. Bazıları okulu ve dönemdaşlarıyla yapar bunu; veya derneklere, vakıflara adadığı zamanla. Bazılarının soykırım üzerinedir, soykırım inkarına karşı verdiği mücadele üzerinden Ermeniliğini kavrar.
Bazıları ise sadece Ermeni doğar-büyür-ölür Türkiye’de; üstüne öyle uzun uzadıya da düşünmeden ama en az bir kez (Bir mi???) kimliğinin ayrımcılığına uğrayarak. Vaftiz ve düğünlere, cenazelere katılır kilisede, mezarlıklarda bir yakınını ziyaret eder, 4 Sarven 7 Karolin tanır, mutlaka Dznunt ve Zadig kutlamıştır ailecek, hiç Ermenice konuşmasa bile o konuşamadığı dil Batı Ermenicesi’dir. Vardır işte, bir Ermeni olarak “var”dır. Çünkü öyle doğmuştur; kendini bir şeylere göre tanımlamadan, bir cemaat çapasına bağlanmadan, kendisine hatırlatılmadıkça kimliğini tekrar tekrar kendine ve başkalarına olumlamaya çalışmadan, sadece var olarak.
Sıradan bir Ermeniyim ben. Birçoğumuz gibi sıradan. Su alan bir teknedeymişçesine içinde hayatta kalmaya çalıştığımız bu topluma, sıradan olmama gibi bir borcumuz mu var zaten? Ermeniliği tatlı dille, ürkütmeden anlatma, hep ilerici politikaları destekleme, hep iyi insan olup “Ermenileri iyi gösterme” borcumuz mu var? Daha fena sıradan olma halleri de var üstelik; değil Ermeniliğe, insanlığa borcunu ödemeyen, haksızlığa ses çıkarmayıp bilakis destekleyen, hatta haksızlık eden, can sıkan/can yakan Ermeniler de var. “Paslı büyük bir ot makası” yazısında Rober Koptaş’ın tam da dediği gibi, “Ermenilik hallerinin hangilerinin makbul olduğuna nasıl karar verebilirsiniz?” Veremeyiz, vermemeliyiz zaten; bu Ermenilik hallerinin hepsi, kim olduğumuzdan azade, birleşip bizi aynı çilede bir araya getiren hallerdir.
Makbul Ermenilik Ama ne yazık ki yazı, bu bahsettiğim Ermenileri kast etmiyor, hatta onları gayrı-makbulleştiriyor. Yazı, soykırımdan kaçarken Müslümanlaştırılmış Ermenilerin torunlarının, torunlarının çocuklarının, kendi köklerinin izini sürme hikayesinden bahsediyor ve diyor ki, “Hayatını bu türden hassasiyetleri gözeterek tuğla tuğla ören insanlara ‘Sen Ermeni olarak konuşamazsın!’ diye parmak sallayamazsınız.” Halbuki Ermenilik kavramını, hassasiyetler gözeterek tuğla örmek düzlemine çeken bu yazı, tam da yapmayın dediğini yaparak yeni bir “makbul Ermenilik hali” tanımlıyor. “Üstenci, ayrımcı, ayrıştırıcı, hiçbir haksızlığa ses çıkarmayacak kadar korkak ama kendilerinden aşağı gördüklerine verip veriştiren”ler Beyaz Ermeni yaftasıyla ötekileştirilirken; yalnızca Ermeni kimliği uğruna mücadele verenlerin makbul olduğu bir Ermenilik inşa ediyor. Ve inşa edilen bu yeni makbul Ermenilik halleri’nde Ermenilik, bir mücadele çerçevesiyle tanımlanıyor.
Bir dönemin kapanışı Yirmili yaşlarımda ben de cemaatimde bunu aramıştım; çünkü bana göre ezilen olmak, duyarlı olmayı gerektiriyordu. Cemaat neden ilerici fikirleri yeterince hızlı kabullenmiyor, neden hala toplumsal cinsiyet rollerine göre hareket ediyor, neden ulusalcı kodları benimsiyor, neden dini bu kadar merkezine alıyor, neden neden neden… diyerek, feminist ve ateist bir Ermeni olarak kendi kimliğime yabancılaşmıştım. Sonra birden kahramanınızı, tüm çocukluğunuzun geçtiği sokağın köşesinde, üzerine gazete serilmiş halde televizyon ekranında görüyorsunuz ve mağdur suçlayıcı (1) döneminiz kapanıyor. Ben kimdim ki, kendi seçmediği bir düşmanlığın içine doğup, kabuklarına sığınan bir cemaate parmak sallayayım?
Kabuğunun içindeki sıradan Ermenilerin, sıradanlık hakkı gasp ediliyor bu yeni makbuliyet inşasıyla. Ve bu gasp, gündelik varoluşların performatif bir Ermeniliğin nesneleri haline getirilmesiyle yapılıyor. Yani bizi biz yapan gündelik unsurlarımız, çöreklerimiz, alfabemiz, bayramlarımız, şarkılarımız; genel bir Ermenilik halinden bağımsız süsler olarak takıştırılıyor, görsel unsurlarına indirgenen kimliğimizin bu folklorik öğelerden ötesi olduğuna dair yaptığımız itirazlar ise Ermenilik sınamak olarak adlandırılıyor. Gaz lambasını (2) yüzümüze yüzümüze tutup “Ermeniliklerini hatırlamaya çalışanların hakkını bu etnik kibrinle ne hakla gasp edersin?” diye soruyorlar ve biz de birbirimize bakıp şaşkın gözlerle “Bu yaptığımız ayrımcılıkdı՞r?” diye soruyoruz. Oysa asıl sorun, bize aslen ne olduğumuzu unutturmaya çalıştıklarını unutturmaya çalışmaları.
Bir köken meselesi mi? Sormamız gereken soru şudur: Ermenilik bir köken meselesi midir?(3) Kiliselerimizde evlenirken, okullarımıza kaydolurken, mezarlıklarımıza gömülürken “Ermeni hissediyor” kutucuğunu işaretleyip geçtiğimiz bir duygudurum mudur Ermenilik? Yoksa izleyen gözlere vatandaşlık numarası, cemaate ise vaftiz kağıdı ile tezahür eden, pek de teknik bir altyapı ile tıkır tıkır işleyen ve kaydı tutulan bir olgu mudur? Diasporanın “Türkleştiler” gerekçesiyle sırt çevirdiği, devletin yönetimini esir aldığı, gazetelerinin tehdit altında var olmaya çalıştığı, daraldıkça daralan bir çemberde azaldıkça azalan , (4) bunun da sebebinin “genetik saflık” gibi cemaat içi taleplerin değil, bu tıkır tıkır işleyen asimilasyon sisteminin ezdiği bir var olma hali. Soyu kırılan, soyu kırılamayanın Müslümanlaştırılıp “saklandığı”, (5) saklananların sesini çıkarmaktan korkarak çocuklarına, torunlarına hikayelerini aktaramadığı, hikayelerini koruyup kollayacak ve kendisinden sonrakilere aktaracak kadar şanslı olan Ermenilerin torunlarının ise o gün tekrar gelebilir endişesiyle kendilerine kabuklar ürettiği bir korku gerçekliğidir Türkiye’de Ermenilik. (6)
Biz hala inkar politikalarının kırmızı şeritlerle çerçevelediği bir olay yeri’nde yaşadığımız için; soykırım tazminatları ve Ermeni kotaları gibi üzerinde politikalar üreteceğimiz gerçekliklerimiz yok. Bu yüzden diyorlar ki “Neyi paylaşamıyorsunuz? Korkmayın sizden rol çalmazlar.” Fakat Ermenilik bir tiyatro oyunu değil ki rol paylaşamayalım. Ermeni kökenlerine sahip çıkan ve ailelerinin kayıp hikayelerine ses olanlarla bir derdimiz olamaz. Bu torunlar gnunk/bsag olmak, çocuklarını okullarımıza kaydetmek, yayalarının mezarlarını mezarlıklarımıza taşımak istediklerinde “Siz gayri-Ermenileştiğiniz için sizi cemaatimize kabul edemeyiz.” cevabı aldıkları gün, elbet “Neyi paylaşamıyorsunuz?” diyerek köklerini arayanlarla saf tutacağız. Lakin bugün meselemiz bu değildir ve ne yazık ki mesele, çok daha dar bir alanda cereyan etmektedir. İtiraz ettiğimiz şey, bu yeni makbul Ermenilik hali’nin inşasıdır. Çünkü bunun politik sonuçları olacaktır. Ermenilik kavramını bir duygudaşlığa indirgeyip romantize ederek, arka planda Dle Yaman çalarken çörek yapan yayalar üzerinden tanımlamak ve bu ortak paydada buluşan tüm Ermeni kökenliler içinden, ilerici bir kimlik ile kanaat önderliği ve hesap sorma mekanizmaları üretmek; sıradan Ermenilerin, Ermenilikleri üzerine söyledikleri sözleri geçersiz kılacaktır.
Şu bir gerçektir ki cemaatimizin; sıradan bir Ermeni olma halinin ne bu politik iklimde ne de bu ülkede sürdürülebilir olmadığını fark etmesi ve kendini adalet ve hak arayışına adamış, söylenmeye korkulan sözleri seslendirmekten çekinmeyen cesur ve ilkeli Ermeniler’den ilham alması gerekmektedir. Fakat acılarımızı estetize etmeyi reddettiğimiz veya kimliğimizi çekicimiz yapıp çivi gördüğümüz her çıkıntının kafasına indirmediğimiz için, gerçekliklerimiz ve deneyimlerimiz, sıradan oldukları gerekçesiyle geçersiz kılınamaz. Ermenilerin, herhangi bir makbullük haline süs olma borcu yoktur.
Notlar
2- Gaslighting: Bireyin kendi hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirme.
3-ABD Senatörü ve 2020 Demokrat Parti Başkanlık Adaylarından Elisabeth Warren, Amerikan yerlisi olduğu iddiasını DNA testiyle kanıtladığı zaman, Cherokee Nation şöyle bir açıklama yaptı: “For most Native Americans, culture and kinship is what creates tribal membership — not blood. / Çoğu Amerikan yerlisi için cemaat aidiyeti kültür ve hısımlıkla oluşur– kanla değil.”
4-2015 sonrası, içinde benim de bulunduğum, 1980’lere benzer yeni göç dalgası ile durum daha da kötüleşmektedir.
5-Bu “saklama”nın aslında ne ifade ettiğini Lerna Ekmekçioğlu’ndan dinleyebiliriz.
6-Burada muhtemelen hepimizin aklına aynı Agos yazısı geliyor.
JBİD ARSENYAN http://www.agos.com.ttyazi/24486/yes-hay-em-hay-cem
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.08.25 19:17 Ahmetcaann Kentsel Dönüşümde Müteahhitten Daire Satın Alan Tüketici Ödediği Tapu Harcını Dava Yoluyla Geri Alabilir.

Kentsel Dönüşümde Müteahhitten Daire Satın Alan Tüketici Ödediği Tapu Harcını Dava Yoluyla Geri Alabilir. Av.Ahmet Can mail:[email protected] Kentsel Dönüşüm Sürecinde Yeniden İnşa Edilen Gayrimenkullerin Satışında Ödenen Tapu Harcı, Noter Harcı, Belediyelerce Alınan Ücret Ve Harçlar, Veraset Ve İntikal Vergisi, Döner Sermaye Ücreti Ve Vergileri Dava Yoluyla Geri Alınabilir. Kentsel Dönüşüm Sürecinde gayrimenkul alan tüketicilerden tapu harçları noter harcı, döner sermaye ücreti gibi birçok harç ve ücret alınmaktadır. Halbuki, bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerin yapılmasıdır. Zaten kanun, yönetmelikler de bir anlamda riskli yapıyı malik, kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olmaksızın kullananlara yardım ve teşvik etmek amacıyla çıkarılmıştır. Bu konuda bu teşvik ve yardım amacına uygun olarak 10 Aralık 2018 tarihinde yayımlanan 30621 No’lu Resmi Gazete’de yayımlanan 7153 Sayılı Çevre Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Deği̇şi̇kli̇k Yapılmasına Dai̇r Kanunun 24.maddesiyle 6306 sayılı Afet Ri̇ski̇ Altındaki Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkında Kanun’un 7. maddesinin 9. fıkrası değiştirilmiştir. Buna göre, Afet Ri̇ski̇ Altındaki̇ Alanların Dönüştürülmesi̇ Hakkında Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu; a) Bu Kanun kapsamındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri, b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri, c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri, ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır. Kentsel dönüşümü teşvik için kanun çıkarılmasına rağmen Tapu Müdürlükleri ve Vergi Daireleri gibi kamu kurumlarının bu teşvik kanununa uymaması haksız ve hukuka aykırıdır. Bunun için tek yol idari başvuru ve idari yargı yoluna müracaat kalmaktadır. Kimler Tapu Harcı İadesi Alabilir? Kentsel dönüşüm bölgesinde: a-) müteahhitlerden daire satın alan tüketiciler, b-) kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile arsalarını müteahhitlere vermiş mülk sahipleri, c-) İnşaatı yapan müteahhitler, bu kapsamda haksız ve yersiz ödenmiş olan tapu harcını ve vergilerini iade alabilirler. Kentsel Dönüşümde tapu harcının iadesine ilişkin emsal kararlar şunlardır: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/327 K. 2017/2689 T. 12.7.2017 İzmi̇r Bölge İdare Mahkemesi̇ 3. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/1023 K. 2017/978 T. 20.6.2017 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/1845 K. 2017/2078 T. 31.5.2017 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/598 K. 2017/581 T. 21.3.2017 İstanbul 5. Vergi̇ Mahkemesi̇ Esas No: 2016/2545 Karar No: 2016/2768 Karar Tari̇hi̇: 21.12.2016 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2016/2321 K. 2017/5 T. 5.1.2017 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/1073 K. 2017/2674 T. 11.7.2017 İstanbul Bölge İdare Mahkemesi̇ 5. Vergi̇ Dava Dai̇resi̇ E. 2017/903 K. 2017/2672 T. 11.7.2017 Bundan sonra ne yapmak gerekir? Bu kararlarda da görüldüğü üzere artık, kentsel dönüşüm kapsamında müteahhit veya arsa sahibinden ev satın alan tüketicilerden, kentsel dönüşüm alanında bina yapan müteahhitlerden, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle müteahhide arsasını veren mülk sahiplerinden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti dava yoluyla geri alabilirler. Kentsel dönüşüm kapsamında müteahhit veya arsa sahibinden ev satın alan tüketicilerden, kentsel dönüşüm alanında bina yapan müteahhitlerden, kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle müteahhide arsasını veren mülk sahiplerinden tahsil edilen ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti vergi hatası denilen kavram içerisinde değerlendirilebilecek bir husustur. Peki nedir vergi hatası? Vergi hatası, vergi ile ilgili hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır. Zamanaşımı Süresi Nedir? Ne Kadardır? Vergi hatası iddiasıyla verilecek olan düzeltme talebini içeren dilekçe, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde verilebilir. Bu noktada bir örnek vermek gerekirse, Kentsel dönüşümden 2015 yılında ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen tapu harcı için zamanaşımı 01.01.2015 yılında başlar. 31.12.2020 tarihinde de sona erer. O halde 2015 yılında meydana gelen bir haksız ve yersiz alınan bir tapu harcı için 31.12.2020 tarihine kadar vergi hatası müracaatı yapılabilir. Bunun için 5 yıl içinde aşağıdaki belirteceğimiz yolla dava sürecini başlatmak mümkündür. Ödenen Tapu Harcı Nasıl Alınacak? Bu işlemi üç aşamada yapılır. Birinci aşama, (buna itiraz aşaması diyebiliriz) vergi hatası düzeltme işlemi şahıs/şirket tarafından Vergi Dairesine teslim edilen yazılı bir dilekçe ile başlar. Bu dilekçeye şu evraklar eklenmelidir: a) Vergi Tahsil Alındısı b) Tapu Fotokopisi c) Riskli Yapı Belgesi d) Riskli Yapı Muafiyet Belgesi e) Sözleşme Örneği Bu dilekçede bir şekil noksanlığı olsa da, vergi hatasını düzeltme talebi geçersiz olmaz. Düzeltme talep dilekçeleri şahıs/şirket tarafından elden vergi dairesine verilebileceği gibi posta ile taahhütlü olarak da gönderilebilir. Postaya verildiği tarih müracaat tarihi olarak kabul edilir. Müracaat sonucunda, Vergi Dairesince tereddüde imkan vermeyecek derecede açık bir vergi hatası tespit edilirse, Vergi dairesince vergi hatası kendiliğinden düzeltilebilir ve başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir. Düzeltme işlemi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiçbir şekilde cevap verilmemişse, bu durumda 60 günün sonunda başvuru reddedilmiş sayılır. Böylece birinci aşama tamamlanmış olur. İkinci aşamada (buna şikayet aşaması diyebiliriz), Vergi Dairesinin red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren başvuran şahıs/şirketin şikayet yoluyla Maliye Bakanlığı’na yazılı olarak bir dilekçe ile müracaat etmesi gerekir. Şikayet yoluyla düzeltme talebi üzerine Maliye Bakanlığı şahıs/şirketin düzeltme talebini değerlendirerek düzeltme yapılması gerektiği sonucuna ulaşırsa, düzeltme işlemlerinin yapılması için Vergi Dairesi’ne durumu yazı ile bildirir. Bu aşamada da başvuran şahıs/şirket lehine kesilen vergi nakden iade edilebilir. Şikayet yoluyla düzeltme talebi, uygun görülmeyen durumda ise red cevabı, başvuran şahıs/şirkete yazı ile tebliğ edilir. 60 gün içinde hiçbir şekilde cevap verilmemiş ise, bu durumda 60 günün sonunda başvuru reddedilmiş sayılır. Böylece ikinci aşama şikayet aşaması da tamamlanmış olur. Üçüncü aşamada (buna dava aşaması diyebiliriz), Maliye Bakanlığı’nın red cevabının tebliğ edildiği tarihten itibaren şahıs/şirket, dava açma süresi olan 30 gün içinde bir dilekçe ile Vergi Mahkemesinde dava açması gerekir. Yetkili ve görevli mahkeme: Düzeltilmesi istenen ve haksız ve fazla kesilen Kentsel dönüşümden ev satın alan tüketicilerden tahsil edilen noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçların, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücretini tarh eden ve tahakkuk ettiren vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir. İstanbul’da İstanbul Vergi Mahkemeleri, Ankara’da Ankara Vergi Mahkemeleri, İzmir’de İzmir Vergi Mahkemeleri yetkili ve görevlidir. Bu son aşamada da Vergi Mahkemesi, haksız, fazla ve yersiz kesilen vergide vergi hatası yapıldığına karar verirse, başvuran davacı şahıs/şirket lehine fazla ve yersiz kesilen vergi nakden yasal faiziyle birlikte iade edilir. Mahkeme kararına rağmen Vergi Dairesi Tapu Harcını İade Etmezse Ne Olacak? Bu durumda Vergi Dairesine hesap numarası bildirilir ve 30 günlük süre içinde yatırması beklenir. 30 gün sonunda Vergi Mahkemesinin kararı ibraz edilerek ilamlı icra yoluyla icra takibi başlatılabilir. Detaylı bilgi bu yazımızda da mevcuttur; Kentsel Dönüşüm Sonucu Edilen Gayrimenkullerin Alımında Ve Satışında Ödenen Tapu Harcı Ve Vergiler Dava Yoluyla Geri Alınabilir. #kentsel #dönüşüm #dava #vergi #tapu #harcı #iade
Kentsel Dönüşüm Tapu Harcı İadesi Emsal Mahkeme Kararımız:
submitted by Ahmetcaann to u/Ahmetcaann [link] [comments]


2020.03.19 00:24 karanotlar Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş

Biyolojik lrkçılıktan Kültürel lrkçılığa Geçiş
https://preview.redd.it/d950gq23min41.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=0da9b17cee7ac60c782fb38db90ba6ff0a566d13
Avrupalılar yüz yıl önce kimi ırkların, bilhassa beyaz ırkın, doğası gereği diğer ırklardan üstün olduğuna kesin gözüyle bakıyordu. 1945 sonrası bu tarz görüşler giderek daha çok kınanmaya başlandı. Irkçılık sadece ahlaken rezil değil bilimsel açıdan da asılsız bulunuyordu. Fen bilimleriyle uğraşanlar, özellikle de genetikçiler Avrupalı, Afrikalı, Çin ve Amerikan yerlileri arasındaki biyolojik farkların göz ardı edilebilir düzeyde olduğuna dair oldukça sağlam kanıtlar ortaya koydu.
Ancak aynı zaman zarfında antropologlar, sosyologlar, tarihçiler, davranış bilimciler hatta beyin üzerine çalışan biliminsanları, insan kültürleri arasındaki bariz farklara dair bol miktarda veri topladı. Nitekim tüm insan kültürleri özünde aynıysa antropolog ve tarihçilere ne diye ihtiyaç duyalım? Ne diye afaki farkları çalışmaya kaynak ayıralım? En azından Güney Pasifik ve Kalahari Çölü’nde düzenlenen pahalı saha çalışmalarını finanse etmeyi bırakıp, Oxford ya da Boston’daki insanları incelemekle yetinmemiz gerekir. Kültürel farklar önemsizse Harvard’daki lisans öğrencileriyle ilgili keşfettiklerimiz Kalahari’nin avcı toplayıcı insanları için de geçerli olacaktır.
İnsanların çoğu, düşünüp taşınınca, cinsel törelerden tutun da siyasi âdetlere pek çok alanda, insan kültürleri arasında kayda değer farklar bulunduğu sonucuna varır. O zaman bu farkları nasıl ele alacağız? Kültürel izafiyeti savunanlar, fark olmasının hiyerarşi olacağı anlamına gelmeyeceğini ve asla bir kültürü diğerinden üstün tutmamamız gerektiğini ifade ediyorlar. İnsanlar değişik şekillerde düşünüp davranabilirler ama bu çeşitliliği bağrımıza basıp tüm inanç ve göreneklere eşit değer atfetmeliyiz. Maalesef bu tür açık görüşlü tutumlar hakikat karşısında ayakta kalamıyor. İnsanların çeşitliliği, mesele yeme içme ve şiir sözkonusu olduğunda şahane bir şey ama kimse cadı diye insanların yakılmasını, bebek katlini ya da köleliği, Coca-Cola kolonyalizmi ve kapitalizmden korunması gereken büyüleyici insan davranışları sınıfına sokamaz.
Ya da farklı kültürlerin yabancıları, göçmenleri ve mültecileri nasıl karşıladığını düşünün. Her kültürün başkalarını kabul etme ölçüsü farklı. 21. yüzyılın başında Alman kültürü göçmenleri Suudi Arabistan kültüründen daha sıcak karşılıyor. Bir Müslümanın Almanya’ya göç etmesi Hıristiyan birinin Suudi Arabistan’a göç etmesinden çok daha kolay. Hatta Suriyeli Müslüman bir mültecinin Almanya’ya göç etmesi muhtemelen Suudi Arabistan’a göç etmesinden daha kolay Almanya, Suudi Arabistan’dan çok daha fazla Suriyeli mülteci kabul etti. Aynı şekilde deliller, 21. yüzyılın başında Kaliforniya’daki kültürün göçmenlere Japonya’dakinden çok daha sıcak baktığını gösteriyor. Bu doğrultuda yabancılara hoşgörü göstermek ve göçmenleri kucaklamak iyi bir şeydir diye düşünüyorsanız, en azından bu konu dahilinde, Alman kültürünün Suudi Arabistan kültüründen üstün, Kaliforniya kültürünün Japon kültüründen daha iyi olduğunu da düşünmeniz gerekmez mi?
Ayrıca iki kültürel norm teoride eşit sayılsa bile, göç gibi uygulamalı bir bağlamda, göç edilen ülkenin kültürünün daha iyi olduğunu düşünmek gerekçelendirilebilir. Bir ülkenin koşullarına uygun düşen norm ve değerler, başka koşullarda o kadar iyi işlemeyebilir. Somut bir örneği mercek altına alalım. Yerleşmiş önyargıların tuzağına düşmemek için iki ülke kurgulayalım. Birinin adı Soğukistan, diğerininki Sıcakya olsun. Bu iki ülkenin pek çok kültürel farkı var. İnsan ilişkileri ve bireylerarası çatışmalar konusunda da tutumları farklı. Soğukistanlılara küçüklüklerinden itibaren okulda, işyerinde ve hatta aile içinde biriyle anlaşmazlığa düştüklerinde bile, en iyisinin duygularını bastırmak olduğu öğütlenmiş. Bağırıp çağırmaktan, öfke emareleri göstermekten ya da diğer insanlara meydan okumaktan kaçınmak gerek; öfkeyle kalkan zararla oturur. En doğrusu insanın duygularıyla başa çıkıp ortamın yatışmasını beklemesi. Bu süre zarfında sözkonusu kişiyle iletişim kurmamalı, karşılaşmak kaçınılmazsa mesafeli ama nazik davranıp hassas konulara hiç girilmemeli.
Sıcakyalılarsa tam tersine çocukluklarından itibaren çatışmaları dışa-vurmayı öğrenmiş. Kendinizi bir anlaşmazlığın ortasında bulursanız konuyu havada bırakıp duygularınızı bastırmayın. İlk fırsatta içinizi dökün. Sinirlenmek, bağırıp çağırmak ve tam olarak ne hissettiğinizi karşınızdakine göstermek normaldir. Meseleler ancak böyle, dürüst ve doğrudan davranarak beraberce çözülür. Yıllarca sürebilecek bir anlaşmazlığa yol açmaktansa bir gün bağırıp çağırarak konuyu çözebilirsiniz ve karşılıklı meydan okumak hiçbir zaman hoş olmasa da sonrasında herkes çok daha iyi hisseder.
Bu iki yöntemin de olumlu ve olumsuz tarafları var ve hangisinin daha iyi olduğunu söylemek zor. Peki ya Sıcakyalı biri Soğukistan’a göç eder ve bir Soğukistan şirketinde çalışmaya başlarsa?
Sıcakyalı ne zaman diğer çalışanlarla anlaşmazlığa düşse, dikkatleri soruna yoğunlaştırıp meselenin çabucak hallolmasına yarayacağını düşündüğünden, masaları yumruklayıp avazı çıktığı kadar bağırıyor. Yıllar sonra üst düzey bir pozisyon boşalıyor. Sıcakyalı gerekli tüm vasıflara sahip olsa da patron Soğukistanlı bir çalışanı terfi ediyor. Niye diye sorulduğunda, “Evet, Sıcakyalının pek çok yeteneği var ama insan ilişkileri çok sorunlu. Çabuk sinirleniyor, gereksiz yere gerginlik yaratıyor ve şirket kültürümüzü zedeliyor,” diye açıklıyor. Bu değerlendirmeden Soğukistan’a göçeden diğer Sıcakyalılar da payına düşeni alıyor. Çoğu ancak düşük mevkilerde çalışabiliyor ya da iş bile bulamıyor çünkü yöneticiler Sıcakyalıların çabuk sinirlenen ve sorun çıkaran insanlar olduğunu varsayıyor. Sıcakyalılar bir türlü üst düzey mevkilere çıkamadıkları için Soğukistan’ın kurumsal kültürünü değiştirmeleri zor.
Aynı şey Sıcakya’ya göç eden Soğukistanlıların da başına geliyor. Sıcakya’da bir şirkette çalışmaya başlayan bir Soğukistanlı kısa sürede burnu büyük ya da soğuk nevale diye nam salıyor ve doğru dürüst arkadaş edinemiyor. İnsanlar kendisini samimiyetsiz buluyor ve temel insan ilişkisi becerilerinden yoksun olduğunu düşünüyorlar. Asla üst düzey bir pozisyona gelemiyor ve bu yüzden de şirket kültürünü değiştirme fırsatı yakalayamıyor. Sıcakya müdürleri, çoğu Soğukistanlının samimiyetsiz ya da utangaç olduğu sonucuna varıyor ve müşterilerle iletişim ya da diğer çalışanlarla yakın işbirliği gerektiren pozisyonlara Soğukistan’ dan gelenleri almayı tercih etmiyorlar.
Bu iki durum da düpedüz ırkçılık gibi görünebilir. Ama burada sözkonusu olan ırkçılık değil “kültürcülük”tür. İnsanlar cephenin başka bir alana kaydığını fark etmeden geleneksel ırkçılığa karşı kahramanca savaşmayı sürdürüyor. Geleneksel ırkçılık sönüp gidiyor ama dünya artık “kültürcülük” taslayanlarla dolup taşıyor.
Geleneksel ırkçılık sırtını biyoloji kuramlarına dayamıştı. 1890’larda ya da 1930’larda Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD gibi ülkelerde yaşayanlar kalıtsal bir biyolojik unsurun Afrikalı ve Çinli insanları yapı itibarıyla Avrupalılardan daha az zeki, daha az girişken ve daha az ahlaklı yaptığına inanıyorlardı. Sorun kanlarındaydı. Bu tarz görüşler hem siyasi arenada saygı görüyor hem de bilimsel altyapıyla destekleniyordu. Oysa günümüzde pek çok insan ırkçı beyanlarda bulunsa da bu görüşler hiçbir bilimsel altyapıya sahip değil ve öyle bir siyasi saygı da görmüyor; tabii kültürel terimlerle başka bir şekilde ifade edilmedilerse. Siyahlar genlerinin niteliği düşük olduğu için suç işlemeye eğilimlidir deme modası geçti; artık işlevsiz altkültürlerden geldikleri için suç işlemeye meyilliler demek moda.
Örneğin ABD’de kimi parti ve liderler ayrımcı politikaları açıkça destekleyip sık sık Afrika ve Latin kökenli Amerikalılar ve Müslümanlar hakkında atıp tutuyorlar ama DNA’larında bir sorun var demiyorlar. Sıkıntının kaynağı olarak kültürleri gösteriyorlar. Dolayısıyla Başkan Trump Haiti, El Salvador ve kimi Afrika ülkelerine “bok çukuru” yakıştırması yaparken, belli ki bu yerlerin kültürleriyle ilgili görüşünü beyan ediyor, genetik yapılarına dair bir şey söylemiyordu.2 Trump başka bir seferinde ABD’ye göç eden Meksikalılar hakkında şu şekilde konuşmuştu: “Meksika bize insan gönderdiğinde en iyileri göndermiyor. Bir sürü sorunu olan insanlar gönderiyor ve bu sorunlar buraya taşınıyor. Uyuşturucu getiriyorlar. Suç getiriyorlar. Tecavüzcü bunlar. Sanıyorum bir kısmı da iyi insandır.” Bu çok yakışıksız bir iddia ama biyolojik açıdan değil sosyolojik açıdan yakışıksız. Trump Meksikalı kanı iyilikten nasibini almamıştır demiyor; iyi Meksikalılar Rio Grande’nin güneyinde kalıyor diyor sadece.’
Tartışmanın odağında yine de insan bedeni; Latin Amerikalı bedeni, Afrikalı bedeni, Çinli bedeni var. Ten rengi pek bir mühim. Derinizde fazlaca melanin pigmentiyle New York sokaklarında dolanıyorsanız, nereye gidiyor olursanız olun, polis size şüpheyle yaklaşır. Ama hem Başkan Trump hem de Başkan Obama gibiler ten renginin önemini kültürel ve tarihsel bağlamda ifade eder. Polisin ten renginize şüpheyle yaklaşmasının altında yatan gerekçe biyolojik değil tarihseldir. Tahminen Obama ve benzerleri, polisin önyargısının kölelik gibi olumsuz tarihsel hatalardan kaynaklandığını açıklayacaktır. Trump ve benzerleriyse siyahların suç işlemesini, beyaz liberaller ve siyah toplulukların yaptığı tarihsel hataların olumsuz mirası olarak görecektir. Her iki koşulda da Delhi’den gelmiş Amerikan tarihinden bihaber bir turist bile olsanız bu tarihin yol açtığı sonuçların vebalini çekmek zorunda kalırsınız.
Biyolojiden kültüre geçiş, anlamsız bir teknik dil değişikliği değil. Uygulamaya etki eden kimi iyi kimi kötü sonuçlar doğuran kapsamlı bir geçiş. Öncelikle, kültür biyolojiden daha kolay şekillendirilebilir. Bu bir yandan günümüzde kültürcülük yapanların geleneksel ırkçılardan daha hoşgörülü olabileceği anlamına geliyor; “ötekiler” kültürümüzü benimserse onları kendimizle bir tutarız diye düşünebilirler. Öte yandan, bunun sonucunda “ötekiler” asimile olmaya çok daha fazla zorlanabilir ve başarı gösteremezlerse çok daha sert eleştirilere maruz kalabilirler.
Koyu tenli bir insanı ten rengini açmıyor diye suçlayamazsınız ama insanlar Afrikalıları ya da Müslümanları Batı kültürünün norm ve değerlerini benimsemiyorlar diye suçlayabilirler ve suçluyorlar da. Böyle suçlamaların ille de geçerli bir sebebi olması gerekir anlamına gelmez bu. Çoğu durumda hâkim kültürü benimsemek için pek fazla sebep yoktur ve çoğu başka durumda da gerçekleşmesi neredeyse imkânsız bir hedeftir bu. Yoksulluğun kol gezdiği varoşlardan gelen Afrika kökenli Amerikalılar, hegemonyacı Amerikan kültürüne uyum sağlayabilmek için ne kadar gayret etseler de öncelikle kurumsal ayrımcılığa maruz kalabilir, sonra da yeterince çaba sarfetmemekle suçlanarak çektikleri sıkıntının tek suçlusu kendileriymiş konumuna düşürülebilirler.
Biyolojiden bahsetmekle kültürden bahsetmek arasındaki kilit farklardan biri de Soğukistan’la Sıcakya örneğinde olduğu gibi geleneksel ırkçı bağnazlığının aksine kültürcülük savlarının ara sıra akla yatkın gelebilme-sidir. Sıcakyalılarla Soğukistanlıların gerçekten de insan ilişkilerinin farklı tarzlarda kendini gösterdiği farklı kültürleri var. İnsan ilişkilerinin pek çok iş dalında önem taşıdığını düşünürsek, Sıcakyalı bir şirketin Soğukistanlıları kendi kültürel mirasları doğrultusunda davrandıkları için cezalandırması ahlaken yanlış mıdır?
Antropologlar, sosyologlar ve tarihçiler bu konuda ciddi kaygılar taşıyorlar. Bir yandan tüm bu söylem tehlikeli ölçüde ırkçılığa yakın duruyor. Öte yandan kültürcülüğün ırkçılığa kıyasla çok daha sağlam bir bilimsel altyapısı var ve özellikle beşeri bilimler ve sosyal bilimler alanlarında çalışanlar kültürel farkların varlığını ve önemini reddedemezler.
Elbette bazı kültürcü savları kabul etsek de hepsini kabul etmek zorunda değiliz. Çoğu kültürcü sav üç ortak kusurdan mustariptir. Birincisi, kül-türcüler genellikle yerel üstünlüğü nesnel üstünlükle karıştırırlar. Dolayısıyla Sıcakya yerelinde çatışmaları Sıcakya usulü karara bağlama yöntemi, Soğukistan yönteminden pekâlâ üstün olabilir. Bu durumda Sıcakya’da faaliyet gösteren Sıcakya şirketi, Soğukistanlı göçmenlerin orantısız biçimde cezalandırılmasına yol açacak şekilde, içe kapanık çalışanlara ayrımcılık yapmakta haklı sebeplere sahiptir. Fakat bu Sıcakya yönteminin nesnel üstünlüğe sahip olduğu anlamına gelmez. Sıcakyalılar Soğukyalılardan bazı şeyler öğrenebilir ve durum değişirse, örneğin Sıcakyalı şirket küreselleşip farklı ülkelerde şube açarsa, çeşitlilik birdenbire kıymete binebilir.
İkincisi, net bir ölçüt, zaman ve yer tanımladığınızda kültürcü savlar ampirik açıdan doğru olabilir. Ama insanlar beklenmedik bir sıklıkla çok fazla genel kültürcü iddialarda bulunurlar ve bunlar da hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla, “Soğukistan kültürü Sıcakya kültürüne oranla ulu orta öfke patlamalarına karşı daha az hoşgörülüdür,” demek mantıklı bir iddia olabilirken, “Müslüman kültürü aşırı hoşgörüsüz,” demek hiç de mantıklı değildir. İkinci iddia oldukça muğlaktır. “Hoşgörüsüz” derken neyi kastediyoruz. Kime ya da neye karşı? Bir kültür, dini azınlıklara ve sıradışı siyasi görüşlere karşı hoşgörüsüzken obezlere ve yaşlılara karşı son derece hoşgörülü olabilir. Ayrıca “Müslüman kültürü” derken neyi kastediyoruz? 7. yüzyıl Arap Yarımadası’ndan mı bahsediyoruz? 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’ndan mı? 21. yüzyılın başındaki Pakistan’dan mı? Son olarak, ölçütümüz ne? Dini azınlıklara hoşgörüyle bakacaksak ve 16. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu’yla 16. yüzyıl Batı Avrupa’sını kıyaslarsak Müslüman kültürün inanılmaz hoşgörülü olduğu sonucuna varırız. Taliban yönetimindeki Afganistan’la çağdaş Danimarka’yı kıyaslarsak bambaşka bir sonuca varırız.
Ama kültürcü savların en büyük sorunu, istatiksel bir yapıya sahip olmalarına rağmen sık sık bireylere ayrımcılık yapmak için kullanılıyor olmalarıdır. Sıcakya yerlisi biriyle Soğukistanlı bir göçmen Sıcakya’daki bir şirkette açılan aynı pozisyona başvurduğunda yönetici, “Soğukistanlılar soğuk ve çekingendir,” diye Sıcakyalıyı işe almayı seçebilir. Bu istatiksel olarak doğru olsa bile belki sözkonusu Soğukistanlı, Sıcakyalı adaydan daha sıcakkanlı ve girişkendir. Kültür önemlidir ama insanlar aynı zamanda genleri ve kişisel geçmişleri doğrultusunda da şekillenir. Bireyler genellikle istatiksel kalıpları yıkarlar. Şirketin donuk insanları değil de girişkenleri tercih etmesi anlaşılır bir şey ama Soğukistanlıları değil de Sıcakyalıları tercih etmesi mantıklı değil.
Ancak tüm bunlar kültürcülüğü tamamen geçersiz kılmak yerine birtakım kültürcü savları yola getiriyor. Bilimsel bir temeli bulunmayan bir önyargıdan ibaret ırkçılığın aksine, kültürcü savlar bazen oldukça doğru görünür. İstatistiklere bakar ve Sıcakyalı şirketlerin yüksek mevkilerde çok az Soğukistanlı istihdam ettiğini görürsek bunun sebebi ırkçı ayrımcılıktan ziyade akıllıca verilmiş bir karar olabilir. Soğukistanlı göçmenler bu duruma içerleyip Sıcakya’nın göçmenlik şartlarını yerine getirmediğini iddia etmeli mi? Sıcakya şirketleri “pozitifayrımcılık” yaparak Sıcakya’nın asabi iş kültürünü yatıştırma umuduyla daha çok Soğukistanlıyı yönetici konumuna mı getirmeli? Belki de suç yerel kültüre uyum sağlamayı başaramayan Soğukistanlılarındırve Soğukistanlıların çocuklarına Sıcakya norm ve değerleri aşılamak için daha çok ve daha etkili çaba sarfetmemiz gerekiyordur.
Kurmaca âleminden gerçek dünyaya dönersek, Avrupa’da cereyan eden göç tartışmasının hayırla şer arasındaki, sağı solu belli bir savaş olmanın çok uzağında kaldığını görürüz. Tüm göçmenlik karşıtlarına “faşist” yaftası yapıştırmak da tüm göçmenlik taraftarlarının “kültürel intihara” meyilli olduğu sonucuna varmak da doğru olmaz. Bu yüzden göçmenlik meselesi pazarlık edilemez ahlaki bir buyruk hakkında ödün verilmeden sürdürülen bir mücadele şeklinde yürütülmemeli. Standart demokratik prosedürlerle kara-ra bağlanması gereken iki meşru siyasi duruş arasındaki bir tartışmadır bu.
Şimdilik Avrupa’nın, değerlerini paylaşmayan insanlar tarafından sarsılmadan kapılarını yabancılara açık tutabilmesini sağlayacak bir orta yol bulup bulamayacağı meçhul. Avrupa böyle bir yol bulabilirse belki bu formül küresel ölçekte de uygulanabilir. Fakat Avrupa projesi başarısız olursa bu özgürlük ve hoşgörü gibi liberal değerlere inancın dünyanın kültürel çatışmalarını çözmeye ve insanlığı nükleer savaş, ekolojik çöküş ve teknolojik sıçrama karşısında birleştirmeye yetmediğinin göstergesi olur. Yunanlar ve Almanlar ortak bir kadere rıza gösteremiyor ve 500 milyon varsıl Avrupalı birkaç milyon yoksul mülteciyi bünyesinde barındıramıyorsa, insanlığın küresel medeniyeti sarıp sarmalayan çok daha yoğun çatışmaların altından kalkmakta nasıl bir şansı olabilir ki?
Avrupa ve dünyanın tamamıyla daha iyi bütünleşmek ve sınırlarla zihinleri açık tutmakta yardımcı olabilecek şeylerden biri de terörizm kaynaklı histerinin şiddetini azaltmak. Avrupa’nın özgürlük ve hoşgörü alanlarındaki deneyinin abartılı bir terör korkusu sebebiyle dağılması büyük bir talihsizlik olur. Bu durum teröristlerin amaçlarına ulaşmasını sağlamakla kalmaz, bu bir avuç fanatiğin eline insanlığın geleceği hakkında çok ama çok büyük bir söz hakkı verir. Terörizm insanlığın marjinal ve zayıf bir kesiminin silahı. Peki nasıl oldu da böylesi bir şey küresel siyasete yön verir hale geldi?
Yuval Noah Harari
  1. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/biyolojik-lrkciliktan-kulturel-lrkciliga-gecis-yuval-noah-harari/?utm\_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com&utm\_campaign=dbr
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.03.10 19:01 Xanixiano Derleme Çalışmaları hakkında: Ufak bir sohbet ve sizin düşünceleriniz

İyi günler Turkey .
Bu biraz uzunca bir post olacak. Yanınıza çayınızı almanızı tavsiye ederim.
Bu toplulukta daha evel derleme çalışmaları yapıp paylaşmıştım.
Sizlere dile getirmek istediğim konu şu:

Ek bir uğraşım olarak, halen derleme çalışmalarıma devam etmek istiyorum.

Buna yazının ileri kısmında değineceğim.
Geçen gün akşam saatlerinde nihayetinde 4-5 gün süren bir derleme çalışmamı bitirip Turkey 'e sundum.
Derleme çağrısının post'u:
A call for a compilation of answers regarding Turkey and the Syrian Refugee Crisis
Oluşturulan Derlemenin kendisi:
Data Compilation - Turkey and the Syrian Refugee Crisis
Sizlerin sunmuş olduğu kaynaklar, bakış açıları, ve ifade etmek isteyip edemediğiniz duygularınız ile 5 ayrı tema kapsamında "Türkiye ve Suriyeli mülteci krizi" konusunda bir araştırma yaptım.
(bakınız:)
PART 1 : Turkey-Syria Relations and Related Effecting conflicts.
1.1- Türkiye'nin Suriye ile olan bağı ve iletişimi.
1.2- Suriyeli Mülteci krizi sırasınca Türkiye yönelik terör saldırıları, ve Türkiye içinde karışıklıklar.
1.3- Cumhurbaşkanı Erdoğan'nın Suriye konusundaki ithamları ve politkaları.

PART 2: The Syrian Conflict’s costs, damages and effects to Turkey.
2.1 -Türkiye'nin Suriye'de bulunma ve Suriyeli mülteci krizi süreci boyunca kayıpları, maddi ve manevi.
2.2- Türkiye'nin Suriyeli Mülteci krizindeki rolü.

PART 3: Propaganda, war crime allegations, and actions regarding Turkish involvement in Syria.
3.1- Türkiye'nin, Suriye'de işlediği iddia edilen savaş suçları.
3.2-Suriye'de Türk müdahalesine karşıt Anti-Türk propagandalar.
3.3 Suriye'de Türk müdahalesine destek Pro-Türk propagandalar.

PART 4: Turkish Politicians & Citizens views of the Syrian Civil War and Refugee Crisis
4.1- Türk Siyasetçilerinin Mülteci Krizi ve Suriye İç Savaşı hakkında görüşleri.
4.2- Türk vatandaşlarının Mülteci Krizi ve Suriye İç Savaşı hakkında görüşleri.

PART 5: European Involvement in the Syrian Civil War and Refugee Crisis
5.1- Avrupa'nın Mülteci krizindeki rolü ve politikaları.
5.2- Avrupa birliği veya Avrupa ülkelerinin Suriye İç Savaşı konusundaki rolü.

Benim için uzun süren bir süreç idi ve yaklaşık 4-5 günümü bilgi toparlayıp İngilizce diline çevirmek ile uğraştım. Aynı zamanda antreman/beslenme ve iş düzenimi aksatmamam gerekiyordu, bu yüzden bu çalışma olması gerekenden uzun sürmüş olabilir. Umarım bu kaynakçayı zamanında sizlere yetiştirebilmişimdir.
Daha önce yine ülkemizin maruz kaldığı PKK saldırılarını yaz aylarında derlemiştim. Toplam 13-18 Saat sürmüştü.
A compilation of PKK attacks in Turkey.
Tekrardan bu derleme çalışmasına katkıda bulunanları teşekkür etmek istiyorum. Bakış açılaınız, sizin bulduğunuz veya hatırladığınız kaynak ve konu başlıkları bu çalışmaya yön verdi. Bir uzman değilim, o yüzden kendi imkanlarım doğrultusunda çalışıyorum.
Bu derlemeleri yapmak için kafa patlatmak gerekiyor, yerinde Türkçe-İngilizce çeviri yapmam gerekiyor ve tarafsız bir anlayış ile ulaştığım bilgileri olduğu gibi aktarmam gerekiyor. Amacım fikir dayatmak değil, olan bilgiyi açık bir şekilde yoruma sunmak.

Elimden gelenini yapıyorum. Bunu yapmamın bir sebebi var.

Biz Türkler olarak kendi görüşümüzü ifade ettiğimiz zaman, kimi yabancılar tarafından yersiz hakaret ve iftiralar ile karşılaştığımız bir gerçek. Dahası, bu çirkinliklere cevap bulmayı çalışırken sunacağımız her bir kaynak "propaganda" veya "itibar edilmemesi gereken kaynak" damgasını alıyor.

Kendimizi ifade etmeye çalışırken, kanatsız uçak uçurmaya çalışıyormuşuz gibi hissetiriyor insana.

Turkey topluluğu olarak, bir çoğumuzun siyasi/sosyal konularda böyle bir davranışa uğradığımızı düşünüyorum. Tabii ki, bu olan aslında yeni bir şey değil.
Bu tür davranışlara uğradığımızda bizi tartışmaya, öğrenmeye ve öğretmeye iten duyguları kırıyor ve sonuç olarak "geçersiz" sayılan düşüncemizi ya kendimize saklamaya--veya daha agresif bir şekilde dayatmaya itiyor.
Ama gerçek şu:
Bir Türk insanı olarak düşüncelerimizi izah etmek zor.
Sunabileceğimiz çoğu kaynaklar Türkçe ve tartıştığımız konular en az 50, 100 veya belkide 300 sene öncesine uzanan konular. Bunları çözmek ve anlayabilmek için saysız tarihçinin kitaplarını, akademisyenlerin araştırma yazılarını okunması gerekir.
Ülkemizdeki PKK saldırılarının derlmesi yaparken ben, 30 yıl öncesi gazeteleri kendi imkanlarımla internette tarayıp ingilizceye çevirdim. Elimde olan ve ulaşabildiğim kitaplara baktım. Bu zaman alan bir süreç, sabır istiyor ve insanı sınabiliyor.
Sonra bir bakıyorsun: Oysa karşımızdaki yabancı adam bir vikipedi ekran alıntısı ile Orta Doğu ve Balkanların en hızlı tarihçisi olmuş bana sen "probaganda yapıyorsun" diyor, çalışmamın tartışmada bir geçerliliği olmadığını söylüyor.

Kafayı yersin.


Oysaki bu tür yorumlardan aslında zevk alıyorum. Mazoşist eğlimler ile alakası yok, ancak hoşuma gidiyor.

Bir başka gerçeğin bilincinde olmamız gerek.
"Eğer ben bu yabancı kimsenin yerinde olsaydım, bende onunla aynı düşüncede olacaktım."
İnsan çevresinin ve gözlemlediklerinin ürünüdür. Bize karşı duyulan şühpe yoktan var olmuş bir şühpe değil. Yıllarca halkımız ve ülkemize karşı yürütülen bir siyasetin, ve de ülkemizin kimi zaman sergilemiş olduğu olumsuz davranışların sonucudur bu. Tüm dünya bize karşı değil, ama ülkemizin iyiliğini isteyen pek siyasetçi yok günümüzde.

"Neden bu adam böyle düşünüyor? Hepsi de gerçekten ırkçı ve anlayışsız olduğu için mi?"
Ben bu çabalarımda anlam buluyorum.
Kendi ülkemizde bile tarihimiz ile ilgili kitaplar ve konular kimi zaman bulanık iken, Türkçe bilmeyen bir yabancının nasıl olurda bizi anlamamızı ve inanmasını bekleriz?
Wikipedia'dan baksa, kaynakçaya bakıyor--ya dosyaya ulaşılamıyor, ya basımı kaybolmuş falanca bir kitaptan gelme bilgiler.
Türk perspektifini anlamak için gizli öğretileri çözmeyi çalışıyormuş gibidir. Bazı kaynaklar var, kimisine ulaşılamıyor, veya akademik bir veritabanına bağlı.
Kaldı ki, ulaşsa bile dil sorunu var.
Türkçe dil sorununu çözse bile kaynağın hakikaten onaylanabilirliği neye göre karar veriliyor?
Her ne daim olursa olsun, duygularını bir kenara bırakıp gerçeğin ne olduğunu öğrenmek isteyen ve buna ulaşmak isteyen insanlar var. Bu insanlar kendi aramızda ve yabancılar arasında da varlar.
Fakat bu insanlar kaynak bulamıyor, uğraşsa bile bir bilgi kirliğin içinde yüzmesi gerekiyor. Fikrimce, herkesin araştırmacılığa bir uzmanlıkla yaklaşmasını beklememiz gerçekçi değildir.
O yüzden, tarafımızca bakış açımızı merak edene biçilmiş bir araştırma sunmak yerinde bir çözümdür.
Oysaki bu ufak çaplı çalışmalar dünyayı değiştirmeyecek, kimi insan gözardı edecek ve inkâr edileceğinin bilincindeyim.
Bu insanlar hatrına, derlemelerin en azından biraz faydası oluyorsa yaptığım çalışmalardan memnuniyet duyarım.
Ama bir-iki kişiye bile olsa, duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek ve anlayış gösterilmek insanı rahatlatabiliyor ve çözüme odaklanmasını sağlıyor.
Bunun sonucunuda gördüm:
The Big Picture: Media propaganda and Historic details


Neticesinde, size şu soruları yöneltmek istiyorum:
Sizce başka ne konular üzerinde çalışma yapılabilir?
Sizce kendimizi izah edemediğimiz konular nelerdir?
Ve sizce karşı tarafın/yabancıların anlamakta güçlük çektiği konular nelerdir?

Özetçe, eksik kaldığımız anlatamadığımız konular nelerdir tam olarak? Sizin karşılaştığınız güçlükler nelerdir?

Sevgiler
submitted by Xanixiano to Turkey [link] [comments]


2020.03.08 12:18 emrecann150 Yoast SEO Ayarları Nasıl Yapılır? 2020 Kurulumu

[caption id="attachment_696" align="alignnone" width="397"]📷 Yoast seo ayarları nasıl yapılır[/caption]

Yoast SEO Ayarları Nasıl çalışır?

Yoast SEO WordPress SEO düşündüğünüzde, yoast aklınıza gelebilecek ilk isimlerden biridir. Yoast Yoast SEO eklentisini nasıl kuracağınızı ve ayarlarını WordPress sitenizde nasıl ayarlayabileceğinizi topladık.

Neden Yoast kullanmalısınız?

SEO uyumlu web sitenizi Optimizasyonda zaman harcamak zaman kaybı gibi görünebilir . Ancak, SEO hafife almak istediğiniz bir şey değildir.
Özellikle trafik alıyorsanız ve web sitenizde başarılı olmak istiyorsanız bunu kullanmalısınız. Çoğu web sitesi için trafik almak gerekir.
Yoast'ın ekibi SEO için çok çalıştı. Eklenti son derece geniştir ve birçok özelleştirme seçeneği sunar.
Şu anda harici bir SEO kampanyası kullanıyorsanız, çabalarınızdan en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız web siteniz tamamen optimize edilmelidir. YOAST SEO, kısa bir süre içinde (ve minimum teknik bilgi ile) oraya götürecek harika bir tamamlayıcıdır.

En son SEO özellikleri

Bu eklentiyi yüklemeden ve optimize etmeden önce, bazı özelliklerini açıklayalım.
XML site haritası oluşturabilme
Düzenlenebilir htaccess ve robots.txt dosyaları
Permalink web sitesi kontrolü
Diğer SEO eklentilerinden ayarları ve verileri alma yetkisi seçeneği
Gönderi ve meta ayarlarınızı gönderi ve sayfaya bağlı olarak değiştirebilirsiniz
Google arama ekranını önizleme
Web sitenizin belirli bölümlerini dizine ekleme veya dizine ekleme özelliği
Google Web Yöneticisi Araçları'nı inceleyin ve bağlantı verin
Anahtar kelime optimizasyonu ile ilgili yardım
Ayarları kendi web sitenizde düzenlemeye başladığınızda, bu eklentinin size sunabileceği birkaç güçlü özellik sunduğunu göreceksiniz.
Yukarıda belirtilen özelliklere ek olarak, eklentinin premium sürümü, SEO hakkında ciddi endişe duyanlar için daha fazla uzantı ve ek araçlar sunar. Bazılarına bir göz atalım:
Eklentilerle ilgili tüm soruları yanıtlayan özel bir destek ekibi.
Yapılandırmaları ve rotaları yönetmek için entegre bir yönlendirme yöneticisi.
İşleri basitleştirmek için, eklentinin ücretsiz sürümünü kullanırken web sitenizi optimize etmeye odaklanıyoruz.
1. Genel ayarlar
[caption id="attachment_669" align="alignnone" width="297"]📷 Yoast SEO Genel ayarları[/caption]
Genel ayarlarınıza erişmek için yoast> SEO >> Pano'ya gidin. Ardından, üstteki "Genel" sekmesini tıklayın. Burada eklentiyi inceleyebilir, eklentilerde yapılan önemli Değişiklikleri görebilir ve fabrika varsayılan ayarlarına dönebilirsiniz (kaldırmak istediğiniz bazı değişiklikler yaptıysanız).
2.Bilgileriniz
[caption id="attachment_670" align="alignnone" width="297"]📷 Yoast SEO Bilgi[/caption]
"Bilgileriniz" sekmesinde web sitenizin adını ayarlayabilir ve hatta web siteniz için alternatif bir ad da sağlayabilirsiniz. Arama motorunuzda Google Infographic'nın varlığını iyileştirmek için bir şirket veya kişi de ekleyebilirsiniz.
Bu, arama sonuçlarının sağında veya normal arama sonuçlarının üstünde görünen yeni bir Google özelliğidir. Doğru optimizasyon ile, bu web sitenize ek trafik için harika bir kaynak olabilir.
3.Web Yöneticisi Araçları
[caption id="attachment_671" align="alignnone" width="300"]📷 YOAST SEO Webmaster Araçları[/caption]
Şu anda Google web yöneticileri veya yukarıda listelenen araçlardan birini kullanıyorsanız, hesaplarınızı buraya bağlayabilirsiniz. Çeşitli arama motorlarında web sitenizin performansı hakkında analitik veri ve bilgi sağlamak için bu araçları kullanabilirsiniz.
4.Güvenlik
[caption id="attachment_672" align="alignnone" width="300"]📷 YOAST SEO Güvenlik[/caption]
Blogları birden çok yazarla çalıştırırsanız, yayın kişiselleştirmesine erişimi kısıtlayabilirsiniz. Bu ayarı etkinleştirerek, yalnızca yönetici erişimi olan kişiler yönlendirmeleri, standart URL'leri ve diğer Nodex ayarlarını ayarlayabilir.
5.Başlık ve metaoptimizasyon
[caption id="attachment_673" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO başlık[/caption]
Optimize etmek istediğiniz bir sonraki bölüm, web sitenizin başlıkları ve hedef alanıdır. Burada belirtilen ayarlar, arama motorlarında görüntülendiğinde web sitenizin ve yayınlarının görünümünü etkiler. Bu yapılandırma, arama motorlarındaki tıklama oranlarını optimize etmek için çok önemlidir. Bu ayarı yapmak için yoast> altyazılar ve meta veriler'e gidin.
Ana ekranda, eklentinin başlığı yeniden yazıp yazmayacağını etkinleştirebilirsiniz. Eklenti genellikle yeni yazılan başlıkların zorlanıp zorlanmayacağını otomatik Bu ayarı yapmak genellikle gerekli değildir
Etkili Analiz bölümünün açılması çok faydalı olabilir. Bu, blog yayınlarınızın okunabilirliğini artırmak için oluşturduğunuz her blog gönderisinin veya sayfasının sonunda öneriler sağlar.
6.Anasayfa
[caption id="attachment_674" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Anasayfa ayarları[/caption]
'Başlık Şablonu:' seçeneğini yukarıdaki resimde gösterildiği gibi yapılandırmanızı öneririz. Bu, Başlığınızı optimize edin ve başlığınızı arayın motorlarında daha erişilebilir hale getirmek için daha fazla alan sunar. Ana sayfanız arama motorlarındayken görünen meta açıklamalarınızı da yapılandırabilirsiniz.
7.Yayın türleri
[caption id="attachment_675" align="alignnone" width="294"]📷 Yoast SEO yayın türleri[/caption]
"Yayın türleri" bölümünde, yayınlarınızın ve sayfa başlıklarınızın arama sonuçlarında nasıl göründüğü belirleyebilirsiniz. "Başlık şablonlarınızı" resimdeki bilgilerle eşleşecek şekilde uyarlamanızı öneririz. Onay kutusundaki diğer ayarlar değişmeden kalabilir.
Yayın başlıklarını ayarlarken, POST başlığınızı ve ardından site adınızı kullanmanız önerilir. Başlık sadece yer kaplıyor ve potansiyel ziyaretçiler rahatsız edici.
8.taksonomiler
[caption id="attachment_676" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Taksonomiler[/caption]
WordPress zaten bazı standart sınıflandırmalar oluşturuyor. Yani normalde artık yaratmak zorunda değilsiniz. Bu bölümler için geçerli başlık formatı iyi olmalıdır.
Ancak, "Kategoriler" ve "Etiketler" bölümlerini "noindex" Değiştirmenizi öneririz. Bu, Google'ın bu sayfaları aramasıdır. sonuçlarında dizine eklemesini önler, çünkü genellikle ziyaretçilerine çok fazla değer katmazlar.
9.arşiv
[caption id="attachment_677" align="alignnone" width="256"]📷 Yoast SEO arşiv[/caption]
Bu bölümde, etkinleştirmek isterseniz arşiv sayfalarınız için görüntülenen başlıkları tanımlayabilirsiniz. WordPress tarafından oluşturulan farklı dosya türlerini fark edeceksiniz: yazar dosyaları, geçmiş dosyaları, özel sayfalar ve 404 sayfa.
Yinelenen içerik olasılığını azaltmak için yazarın dosyalarını "Devre dışı ve dizinsiz" olarak ayarlamanızı öneririz.
diğerleri
[caption id="attachment_678" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO diger ayarlar[/caption]
"Başlık ve meta" bölümünün son sekmesinde, değiştirebileceğiniz bazı ayarlar bulacaksınız. Yukarıdaki resimde gösterildiği gibi, tüm bu ayarların devre dışı bırakılması arama sonuçlarını ortadan kaldırabilir ve yayının başlığını zorlaştıran gereksiz öğeleri önleyebilir.
10.Sosyal
Sosyal ağlar gelecekte arama motoru optimizasyonunda daha da önemli bir rol oynayacak. Yoast, neredeyse tüm sosyal medya platformlarına mükemmel bir şekilde entegre edilmiştir. Ana ekranda, aktif olduğunuz sosyal ağlar için profil URL'lerinizi girebilirsiniz.
[caption id="attachment_679" align="alignnone" width="295"]📷 Yoast SEO Sosyal[/caption]
11.Facebook
[caption id="attachment_680" align="alignnone" width="295"]📷 Yoast SEO Facebook ayarları[/caption]
Facebook açık grafik meta verilerinizi Facebook sekmesinde yapılandırabilirsiniz. Bu şekilde, WordPress editöründe Facebook için yayın ayarlamak için daha fazla seçeneğiniz olur. Bir Facebook Facebook sayfanız varsa, daha fazla trafik bilgisi almak için Facebook yöneticinizi bile ekleyebilirsiniz.
12.twiter
[caption id="attachment_681" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO twitter ayarları[/caption]
Twitter Ayarları sekmesinde, bir yayını paylaşırken Twitter kartının nasıl görünmesini istediğinizi değiştirebilirsiniz. "Özetli Büyük Resim" seçildiğinde, dönüşüm genellikle bir başlıktan çok daha iyi olur.
13.pinterest
[caption id="attachment_682" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO pinterest ayarları[/caption]
Pinterest, Facebook ile aynı net grafik meta Pinterest'te çalışmak için Facebook Meta verilerini kullanma verilerinin etkinleştirilmesi gerekir. Ardından, sitenizi pinterest ile onaylamanız gerekir ve tamamen hazır olacaksınız.
14.Google+
[caption id="attachment_683" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Google +ayarları[/caption]
Bir Google+ şirket sayfanız varsa, bu profile buradan bağlantı verebilirsiniz. Daha sonra web sitenizin URL'sini Google+ profilinizin bilgi sayfasına ekleyebilirsiniz.
15.XML site haritaları
[caption id="attachment_684" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO XML Site Haritaları[/caption]
XML site haritaları, Google ve diğer arama motorlarının içeriklerini daha etkili bir şekilde indeksleme konusunda yardımcı olur. Her ne motoru robotlarının web sitenizi izlemek ve web sitenizi ne zaman güncellediğinizi görmek için kullanabileceği bir kart olarak düşünün.
XML site haritanızın ilk ekranda etkin olduğundan emin olun. Ardından, "Site Haritası" kutusunu tıklayıp bu bağlantıyı Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza kopyalayın yapıştırmanız gerekir. Bu, veriyi iki platform arasında paylaşacak şekilde ikisini birbirine bağlar.
16.Kullanıcı Site Haritası
[caption id="attachment_685" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Kullanıcı Haritası[/caption]
Çok etkin yazarı olan birkaç yazar blogunuz varsa, yazara özgü site haritaları oluşturabilirsiniz. Ancak bunun gereksiz olduğuna inanıyoruz ve bu seçeneği devre dışı bırakabilirsiniz.
17.Yayın türleri
Bu bölümde, site haritanızın ne tür yayınlar içermesini istediğinizi seçebilirsiniz. Yukarıda seçilen ayarları yansıtmanızı öneririz. Çoğu durumda, sitenizin ortamlarından birinin site haritanızda görünmesi mantıklı değildir.
18.Yayınlar hariç
[caption id="attachment_686" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Hariç Tutulan Mesaj ayarları[/caption]
Site haritanıza dahil etmek istemediğinizi bildiğiniz belirli yayınlarınız varsa ve Google'ı izliyorsanız, yayınların kimliklerini kutuya yerleştirin. Otomatik olarak görünmezlerse, eklenti içeren yayın kimliklerini etkinleştirmeniz gerekebilir; B. kimlikleri keşfetmek. Kimlikler WordPress panelinizin "Tüm yayınlar" sekmesinde görünür.
19.taksonomiler
[caption id="attachment_687" align="alignnone" width="290"]📷 Yoast SEO Taksonomiler[/caption]
Son bölümde, site haritanıza belirli kategoriler veya etiketler eklemek isteyip istemediğinize karar verebilirsiniz. Site haritanıza bir kategori veya etiket eklememeye karar veriyoruz, ancak bu web sitenizin genel yapısına bağlıdır.
20.Genişletilmiş
Yoast SEO gelişmiş ayarları, SEO çabalarınızı bir sonraki seviyeye taşımanıza yardımcı olur. Bu ayarlar çok basit, ancak siteniz için çok yararlı olabilir. Gelişmiş Ayarlar sekmesinde kırıntıları, kalıcı bağlantıları ve RSS'leri değiştirebilirsiniz.
21.Kırıntılar
[caption id="attachment_688" align="alignnone" width="287"]📷 Yoast SEO Kırıntı ayarları[/caption]
Ekmek kırıntıları, kullanıcının istenen sayfaya nasıl ulaştığını gösterir. Örneğin, Ana Sayfa> Blog >> Talimatlar.
Arama sonuçlarınızın görünümünü netleştirmenize ve arama motorlarına web sitenizin yapısı hakkında daha iyi bir fikir vermenize yardımcı olabilirler.
22.Kalıcı bağlantılar
[caption id="attachment_689" align="alignnone" width="270"]📷 Yoast SEO Kalıcı baglantı ayarları[/caption]
Kalıcı bağlantılarınızı ayarlamak, SEO uyumlu bir URL'nin önemli bir özelliğidir. Mevcut kalıcı bağlantı yapınızı oluşturabileceğiniz yapılandırma. Bu yüzden onları değiştirdiğinizden emin olun.
Aksi takdirde, en son optimizasyona devam etmeden önce aşağıdaki adımları uygulayın. Ayarlar> Kalıcı bağlantılar bölümüne gidin ve ayarlarınızı "E-posta adı" olarak değiştirin. Bu iş için çok daha iyi bir temel sağlar.
Ardından, yukarıdaki resimde gösterilen kalıcı bağlantı ayarlarını kullanmanızı öneririz.
23.RSS yayını
[caption id="attachment_690" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Rss ayarları[/caption]
RSS feed ayarlarında tüm blog yayınlarınıza bir bağlantı eklenir. İçeriğiniz çalınırsa, okuyucular ve arama Motorlar orijinal içerik kaynağı olduğunuzu bilir
Yukarıdaki resimde gösterilen orijinal yapılandırmaya benzemesi gerekir veya aşağıdaki değerleri kullanarak ek bağlantı öğeleri ekleyebilirsiniz.
24.araçlar
[caption id="attachment_691" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Araçlar[/caption]
Bu YOAST SEO'nun bir başka yararlı özelliğidir. Kitle düzenleyicisini, hem yayın başlığını hem de yayının yorumlarını toplu olarak düzenlemek için kullanabilirsiniz. Ancak, SEO'nuza zarar verebileceklerinden yinelenen yorumlar oluşturmamaya dikkat edin.
Robots.txt ve .htaccess dosyalarınızdaki bilgileri değiştirmek için dosya düzenleyicisini kullanabilirsiniz. Ancak, ne yaptığını gerçekten bilmiyorsan düzenlemenizi önermiyoruz. Bu dosyaların değiştirilmesi web sitenizi arama motorları için okunaksız hale getirebilir.
Son olarak, en son sürümüne gitmeden önce kullanıyorsanız, yapılandırmanızı diğer SEO eklentilerinden almak için içe ve dışa aktarma işlevini kullanabilirsiniz. Her ihtimale karşı kaydetmek isteseniz bile Yoast'ın ayarlarının bir yedek kopyasını oluşturabilirsiniz.
25.Arama Konsolu
[caption id="attachment_692" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Arama konsolu ayarları[/caption]
Arama konsolu web sitenizi Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza bağlar. Önce sitenizi Google Web Yöneticisi Araçları hesabınıza eklemeniz gerekir, ardından ikisini bağlamak için yetkilendirme kodunu girebilirsiniz.
"Google yetkilendirme kodunu al" ı tıklayın. Kodu alabileceğiniz bir pencereye yönlendirileceksiniz. Sonra kodu kopyalayın ve kutuya yapıştırın.
Bu size daha iyi izleme bilgisi ve oluşabilecek izleme hatalarının daha iyi izlenmesini sağlayacaktır. Bu hataları fark ettiğiniz anda düzeltmeniz önemlidir.
Bu eklentinin premium bir sürümü varsa, ek işlevlerin ayarlanması gerekir. Ancak, bu eklentinin ücretsiz sürümünün çoğu yeni başlayan ve ileri düzey web sitesi sahipleri için fazlasıyla yeterli olabileceğine inanıyoruz.
26.İçeriğinizi optimize edin
YOAST SEO, sayfa başına yazma ve optimize etme konusunda elbette bir konudur. Tüm temel ayarları yaptıktan sonra, her sayfayı optimize etmek ve yayınlamak istiyorsunuz. Bu arada, SEO size mükemmel bir şekilde yardımcı olur.
27.Snippet Editörü
[caption id="attachment_693" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Snippet ayarları[/caption]
Parçacık düzenleyicisi ile arama motorlarında görüntülenen tüm yayınlama bilgilerini düzenleyebilirsiniz. Hem okuyucular hem de arama motoru robotları İçin optimize edebilirsiniz. Analiz aracı, SEO dostu başlık , sülükler ve bir meta açıklama sağlamayı kolaylaştırır.
Makalenizi oluştururken, yeşilin iyi olduğunu unutmayın.
28.Odak anahtar kelimesi
[caption id="attachment_694" align="alignnone" width="300"]📷 Yoast SEO Odak Anahtar sözcügü[/caption]
Anahtar Kelimeler ve Analiz bölümlerinde, seçilen anahtar kelimeyi girebilir ve optimizasyon çabalarınızı mevcut en iyi uygulamalarla nasıl karşılaştırabileceğinizi görebilirsiniz. Daha fazla yeşil, daha iyi analiz anlamına gelir.
okunabilmesi
[caption id="attachment_695" align="alignnone" width="344"]📷 Yoast SEO Okunabilirliği[/caption]
Bir sonraki sekmede de okunabilirlik ile ilgili bir bölüm vardır. Bu, okuyucuların yayınınızı sindirmesinin ne kadar kolay olduğunu gösterir. Kolay okunur içerik kullanıcı deneyimini geliştirir. Bu, web sitesinde daha fazla zaman harcayarak ve hemen çıkma oranlarınızı azaltarak sıralamanızı yükseltebilir.
29.Kategorilerinizi optimize edin
Son olarak, belirli anahtar kelimeleri kullanarak kategorinizin sayfalarını daha da optimize edebilirsiniz. Bu eğiticiyi izlediyseniz, kategoriler için zaten temel bir sayfa optimizasyonu gerçekleştirdiniz. Ancak, gençler için SEO çerçevesini optimize ederek bunları daha da geliştirebilirsiniz.
İşlem, önceki makalelerin ve sayfaların işlemine çok benzer. SEO başlığınızı, sülük ve meta açıklamanızı optimize ettiğinizden emin olun. Ayrıca, anahtar kelime analizini hedeflemeyi durdurun ve mümkün olduğunca çok sayıda yeşil daire elde etmeye çalışın.
Her sayfada seçtiğiniz ayarlar seçtiğiniz en genel ayarları geçersiz kılar. Yerel SEO çabalarını bir sonraki seviyeye taşıyarak, daha yüksek düzeyde özelleştirme ve anahtar kelime optimizasyonu sunar.
Diğer makalelerimizi okumak için buraya tıklayın.

https://tarzinburda.com/
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.02.15 00:34 karanotlar Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi – STEVE J. SHONE – 1

Lysander Spooner’in Toplumsal Sözleşme Eleştirisi – STEVE J. SHONE – 1

https://preview.redd.it/ct98mp1b5zg41.jpg?width=741&format=pjpg&auto=webp&s=62ef422651ed121bad8829ba081e7450381d4b51
Lysender Spooner’in yazılarında toplumsal sözleşme teorisinin kifayetsizliği yinelenen bir temadır. Bu yetersizlik onu ABD anayasasını özel bir reddedişi yanında genel olarak iktidarın geniş ve yaratıcı bir eleştirisine götürmüştür. Önde gelen bir kölelik karşıtı olması ve bir paradoks olarak Kuzey ABD’nin güney üzerinde iktidarının getirdiği dayatmalardan memnuniyetsizlik otoritesi için zorunlu bir şart olan rızaya dayanan iktidar için çalışmanın nihayetinde imkansız olduğuna onu ikna etti. Spooner’e göre meşru bir iktidar hem pratik ve hem de doğal olarak savunulamazdır.
Amerikalı anarşist ve köleliğin kaldırılması taraftarı olan Lysander Spooner (1808-1887) son yıllarda jürinin lağvedilmesi kavramına dair ilgisinden dolayı bazı dikkatleri yeniden üzerine çekmişti.[i] Aksi halde esasen unutulmuş kalacaktı. Hayat dolu ve original bir düşünürü tanıma fırsatından pek çok araştırmacının mahrum kalacağı bir gerçektir bu. Bu yazıda politik zorunluluk olarak Spooner’ın yazılarını hedef aldım yani politik teorinin tarihi boyunca iktidara itaat etmenin meşruiyetini sorgulanmasında özellikle liberal ve anarşistleri dikkate aldım.[ii] Spooner’ın toplumsal sözleşme teorisine dair memnuniyetsizliğini, bu anlamda David Hume ve Spooner’ın fikirleri arasında benzerlik ve farklılıkları ve Spooner’in ABD iktidarına yaptırımın imkansız olduğu şeklindeki nihai olarak vardığı sonucu açıkladım.
Spooner köleliğe son derece karşıt olan biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırıya dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlaması için Virginia valise Henry A. Wise’dan talepten bulunmuştu
Spooner’in yayınları bazıları oldukça uzun olan monograflar olarak görünür. Örneğin, Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) 294 sayfa, The Law of Intellectual Property (Entelektüel Mülkiyet Yasası) 240 ve Trial By Jury (Jüri tarafından Yargılanma) 224 sayfadır. Diğerleri izafen daha kısadır. Bugün Spooner tarafından yazılmış olan herşey editi Charles Shively tarafından yapılmış olan altı ciltlik The Collected Works of Lysander Spooner’da (Spooner 1971). (Lysander Spooner’in Toplu Çalışmaları) bulunabilir. En dikkate değer istisna 1977’de yeniden yayınlanıncaya kadar çok fazla bilinmeyen Smith’in (1992, xvii)’da belirttiği gibi Vices Are Not Crimes’dır (Kötü Alışkanlıklar Suç Değildir). Bu makaledeki refernaslar – Vices Are Not Crimes hariç – The Lysander Spooner Reader (Spooner 1992)’da ve The Collected Works’da (Toplu Çalışmalar) içerilmektedir.
Spooner köleliğe son derece karşı biriydi ve John Brown’ın sırdaşı ve dostuydu. Brown’un federal iktidarın Harper’s Ferry silah deposuna 1859 yılında yapmış olduğu başarısız saldırısına dair önceden bilgi sahibi olmalıydı ve hatta Brown’ın hayatını bağışlamasını Virginia valise Henry A. Wise’dan talepten etmişti.[iii] Herhalükarda ABD İçsavaşına gelince Spooner, Kuzey’in kendi istediklerini haksız bir şekilde Güney’e yüklediğine inanmaktadı. Onun bakışaçısının benzersiz olduğu söylenmelidir. Zamanla ABD iktidarının değeri ve meşruiyetine dair daha da şüpheci olmuştur. Spooner, The Unconstitutionality of Slavery (Köleliğin Anayasaya Aykırılığı) gibi erken dönem yazılarında ABD Yüksek Mahkemesi’nin (Supreme Court) köleliği tamamen yasaklamasını ya da Kongrenin onu yasadışı kılmasını tartışmıştır. Anayasa’nın destekleyicisi değildir fakat değiştirilinceye ya da yerine yeni bir anayasa konuncaya kadar riayet edilmelidir, düşüncesinde olmuştur. Fakat bakış açısı gitgide değişti. Son dönem çalışmalarından olan, köleliğin son bulmasından sonra yazılan No Treason (İhanet Yok) gibi seri çalışmasında iktidara karşı ağzına geleni söylemeye devam etmiştir. Onun insanların rızasının aksine uygulama içinde olduğunu düşünmekteydi ve daha çok ABD’nin politik sistemine yoğunlaşarak ve ikna edici bir şekilde tartışarak iktidar ve rızanın uyuşmayacağını, ABD iktidarının meşru olamayacağını ve ABD Anayasası’nın yalan olduğunu düşünüyordu.
Alexander (1950, 212, fn 52) garip bir sıra düzenine sahip olan No Treason’ların sadece I, II ve VI numaralı olanlarının bulunabildiğini bildirir. Diğer bölümlerinin hiç var olmadığı büyük olasılıktır. Spooner 1871 yılında yazdığı bir mektupta sadece bu üç tanesinin “yayınlanmış varolan nüshalar” olduğunu yazar.[iv] İlk iki bölüm 1867’de yayınlanmış ve VI. Bölüm 1870’de ortaya çıkmıştı. Spooner bunlarda bu makalenin konusu olan rıza ile iktidar etmenin anlamını araştırır.
İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir
Spooner’in No Treason’un ilk bölümünde halletme teşebbüsünde bulunduğu ilk konu çoğunluğun zorbalığı olarak düşündüğü çoğunluk iktidarı konusudur. Kitlelerin arzularını anlamanın bir yolu güç açısından olmalıdır. Herhalükarda, rızaya dayalı iktidar, der, sadece ‘en güçlü partinin rızası’ anlamına gelmemelidir. (Spooner 1867a, 6). Dünya üstündeki tüm zorbalar bu denemeyle karşılaştırılabilir. Şu bilindik bir başlangıç noktasıdır: örneğin Troçki’nin vardığı hüküm olan ‘her devletin güç üstüne kurulduğu’nu, önemli Alman sosyoloğu Max Weber’in (1970, 78) iktidarı ‘fiziki gücü meşru kullanma tekeli’ne sahip olan kuruluş tanımlamasına vardığı hükümleri reddetmek. Meşruiyetin koşuluna ekler yapmak tanımlamayı büyük ölçüde güçlendirmiş görülür. Ve meşruiyet nasıl elde edilir? Belki de bu günlerde ve çağda bir seçimi kazanarak. Bundan dolayı Spooner’in rıza ile iktidardan kastettiği şeyi düşünmeye yaklaştık. O rıza ile hükmetmekten ‘en fazla olan tarafın rızası” anlamına gelmediğini anlatmak için oldukça emek sarf eder (Spooner 1867a, 7). Elbetteki pek çok insan için çoğunluğun yönetimi -güçten ziyade sayı ile tasavvur edilmiştir – demokrasi demektir. Fakat azınlıkların da yetkilerinin olduğunu söyler Spooner. Kadınlar ve erkeklerin – bir seçimi kazanmış olmalarından dolayı – bir grup ya da kişi tarafından ortadan kaldırılamayacak ‘doğal hakları’ vardır. Bu bir gaspın ‘kendine haydut diyen biri tarafından… ya da kendine iktidar diyen milyonlara bakılmaksızın uygulanabilir (7). Amerika Devrimi, herşeyden sonra, azınlığın (sömürgede yaşayanların) çoğunluğun (Britanya İmparatorluğu) kontrolünden iktidarı geri alması durumudur. Eğer bunun meşruiyeti var ise pek çok Amerikalının inandığı gibi bugün azınlıkların özgürlüğü aynı şekilde meşrudur.
Şimdi politik zorunluluğun merkezi konusu üzerine odaklanırken Spooner ABD iktidarının yönetirken otoritesinin ne olduğunu sorar. Yönetim için bir ulusun hakkının sadece rızaya dayalı olarak kurulabileceğine karar verir. İktidar güç vasıtasıyla değil çoğulculuk (çoğunluğun rızası ile) yoluyla meşruiyet kazanabilir (9-10). Bundan dolayı meşru bir iktidar “vergi ya da kişisel hizmetle her bireyin katkıda bulunması gereken bağımsız, bireysel rızası ile iktidar desteklemesine” ihtiyaç duyar. Bunun hepsinin, ya da hiçbirinin, uygulanması zorunludur. Bir kişinin rızası herhangi bir başkasının rızası kadar gereklidir.(11). Rıza sadece evrensel değil aynı zamanda asla farazi olmamalıdır: “Eğer bir kişi asla razı değilse ya da iktidarı desteklemek fikrinde değil ise, bu onu desteklemeyi reddettiğinden dolayı güvenini kaybettiği anlamına gelmez” (11) rızanın anlamına dair bu anlayış Bağımsızlık Deklerasyonu’nda da yer alır. Spooner burada modern yazarlardan Robert Paul Wolff’un In Defense of Anarchism (Wolff 1976) (Anarşizmin Savunusu) kitabındaki duruşuna benzer. Wolff aynı fikirde olanların doğrudan demokrasisine dayanmaksızın, yani yürürlüğe giren her yasaya her bireyin onayı olmaksızın tüm yönetim biçimlerinin yetkisiz olduğunu iddia eder:
Oy birliği karar alma yöntemlerinde oldukça açık şekilde meşru olarak düşünülüyor; diğer biçimler bu amaç ile uzlaştırma olarak sunulur ve bunun lehine iddialar oy birliğine dayanan demokrasinin otoritesinin çoğunluk yönetimi ya da temsilci kullanma zorunluluğu ile ölümcül olarak zayıflatılmış değildir. (Wolff 1976, 27)
Spooner’e göre daha az doğrudan demokrasi biçimi “ölümcül olarak zayıflatılmış” olandır. Wolff’un iddiası sezgisel, onun akademik kitabının amacı ideal demokrasinin ne olduğunu göstermeyi düşünmek iken, Spooner’in perspektifi hiç de felsefi değildir. Wolff gibi her yasayı her kişinin onaylamasının imkansız olduğunu kabul etse de (Spooner 1852, 132) yine de o, yönetmede rıza için oy birliği ve doğrudan olmaktan ısrarcıdır.
STEVE J. SHONE Department of Political Science University of Northern Iowa
Çev: Alişan Şahin
Not: Bu seri makalenin bütünü Anarchist Studies’in 15 Vol. 2 sayısında yayınlanmıştır.
[i] Jüriyi geçersiz kılma jürinin yönetmelikleri takip etmeyi reddetmesi ve beklenmedik kararlar alması durumunu açıklayan bir kavramdır. O.J. Simpson’un beraatinin ardından hemen hemen beş yüz adet konuyla ilgili bilimsel makale hukuk dergilerinde yer aldı ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde birkaç tane yazar uygulamayı takip ederek ve onaylayarak Spooner’e geri döndü. Bkz. Örneğin, Conrad 1998, Ostrowski 2001, Shone 2004.
[ii] Makalede daha sonra bir yerde işaret ettiğim gibi anarşistler kuşkucu kalmayı tercih ederken liberaller iktidarın haklı kılınabileceği sonucuna varma eğilimindedir.
[iii] Brown, John Brown’s Body adlı şarkıda anılır. Bu talep için Bkz. Lysander Spooner, “Sirkülerin yazarı” adıyla isimsiz olarak Virginia Valisi Henry A. Wise’a mektup yazar. 2 Kasım 1859, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library.
[iv] Lysander Spooner’den Hon. B. F. Perry’e mektup 5 Mayıs 1871, Lysander Spooner manuscripts collection, Department of Rare Books and Manuscripts, Boston Public Library

https://itaatsiz.org/2020/02/09/lysander-spoonerin-toplumsal-sozlesme-elestirisi-1-steve-j-shone/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2019.08.13 10:26 jojobetofficial Jojobet 168 Giriş Adresi

Jojobet bahis sitesi yeni giriş adresini twitter’dan duyurdu; “Değerli üyelerimiz, Heyecanın adresi jojobet168.com olarak değişmiştir. Kazanmaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Bahislerinizde bol şans dileriz. #jojobet” Jojobet 168 Giriş Adresi yeni bahis adresiniz. Şampiyonlar Ligi 3. tur eleme maçlarına saatler kaldı! Sizde yatırımınızı #jojobet’ten yapın, futbol heyecanını bahis alarak 2’ye katlayın!

➡️ JOJOBET168.com ⬅️

Futbol Bahis Kuralları

  1. Web sitemizde görüntülenen futbol başlangıç tarihleri ve saatleri yalnızca bir gösterge niteliğindedir ve doğru oldukları garanti edilmez. Bir maç askıya alınırsa veya ertelenirse, bahislerin tamamı müsabakanın başlangıcından itibaren 48 saat geçerli kalır. Ertelenmiş bir oyunun 48 saatten daha geç bir vakte yeniden planlandığına dair bir haber alırsak, bekleyen bahislerin tümü iptal edilip para iadesi yapılır;
  2. Eğer bir bahis etkinliği ertelenir, iptal edilirse veya bahis teklifinde belirtilen tarihte başlamazsa ve 48 saat içinde bir süre için yeni bir tarihte yeniden planlanır ve ardından ertelenirse, tüm bahisler son planlama tarihinden itibaren 48 saat boyunca geçerli kalmaya devam eder. Bu süreç, ertelenmiş oyun 48 saat içerisinde yeniden planlandığı sürece devam edecektir;
  3. Aksi belirtilmedikçe, bir maçın sonucuna ilişkin bahisler, her biri 45 dakikalık iki yarıya dayanılarak ve hakemin yaralanmaları ve diğer durmaları telafi ettikten sonra kararlaştırılacaktır. Fazla zaman ve penaltı atışlarını içermez.. Bazı durumlarda, turnuva, dostluk maçı veya diğer eşleşmelerin, iki 45 dakika yarısından farklı zamanlanmış zaman çizelgeleri olabilir. Eğer, Jojobet bir maçın her biri 45 dakikalık standart iki yarıdan başka bir formatta oynayacağına dair özel bir not belirtmemişse, tüm bahisler geçerli olacaktır;
  4. Bir maçın yarıda kaldığı ve önceden planlandığı gün tamamlanmadığı durumda, maçın sonucuyla ilgili bahisler geçersiz sayılır ve sonucu halihazırda belirlenmiş bahisler hariç tüm bahisler iade edilir.; Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. İlk yarı için Milan’a bahse girseydim kazanırdım;
    2. İlk yarı 1,5 Gol üzerinde bahis yaparsam kaybederdim;
    3. Maça A/Ü 2,5 bahis koyduğumda bahisimi geri alacağım;
    4. Asya Handikap -1.5 kazanmak için Milano’ya bahse girersem bahisimi geri alacağım;
  5. Alt/Üst bahsi: “2’den fazla gol olur” bahsi yaptıysam Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. Toplam gol sayısı atlandığında toplam bahis miktarı 2’den yüksek olduğunda bahisi kazanırım (ör. skor: 2-1, 2-3, 3-0, 1-3, 3-3, 2-2, vb.);
    2. Toplam gol sayısı skoru 2’nin altındaysa bahsi kaybediyorum (ör. skor: 0-0, 1-0, 0-1);
    3. Toplam gol sayısı 2 olduğunda, bahsimi geri alırım (ör. skor: 1-1, 2-0, 0-2);
  6. Alt/Üst bahsi: “2.5’den fazla gol olur” bahsi yaptıysam Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. Atılan toplam gol sayısı 3’ten çok olduğunda bahis kazanırım (ör. skor: 3-0, 0-3, 2-1, 1-2, 3-1, 2-4 vb);
    2. Atılan toplam gol sayısı 3’ten az olduğunda kaybederim (ör. skor: 0-0, 1-0, 1-1, 0-1, 2-0, 0-2);
  7. Karışık Asya Handikaplarında olduğu gibi, karışık parametrelerle Alt Üst üzerine bahisler yarı yarıya kazanılabilir ve yarı yarıya kaybolabilir.. Karışık Alt Üst örnekleri (AÜ):
    1. AÜ 1.75 – 1.5 AÜ ve 2 AÜ birleşiminin sonucudur;
    2. AÜ 2.25 – 2 AÜ ve 2.5 AÜ birleşiminin sonucudur;
    3. AÜ 2.75 – 2.5 AÜ ve 3 AÜ birleşiminin sonucudur;
    4. AÜ 3.25 – 3 AÜ ve 3.5 AÜ birleşiminin sonucudur;
    5. Örnek 1: 2.25 Alt Üst ve ben 2.5 Alt üzerinden bahis yapıyorum
    6. Toplam gol sayısı 2’den az olduğunda kazanıyorum (ör. skor: 0-0, 1-0, 0-1);
    7. Toplam gol sayısı 3’ten çok olduğunda kaybediyorum (ör. skor: 2-1, 1-2, 3-0, 0-3, 2-2, etc.);
    8. İlk yarıda atılan gollerin sayı 2 olduğundan YARI KAZANMIŞ oluyurom (ör. skor: 1-1, 2-0, 0-2);
    9. Oran ve kazanç hesaplama sistemi, Asya Handikapı ile özdeştir. Örnek 2: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    10. Birinci yarı için 1.5 AIt üzerinden bahis yaptıysam kaybederim;
    11. Final skor için 1.5 Üst üzerinden bahis yaptıysam kazanırım;
    12. Maç sonucu için 1.75 A/Ü üzerinden bahis yaparsam,yarı kazanmış ve yarı kaybetmiş olacaktım;
    13. Maç sonucu için 2 Üzerinden bahis yaparsam kaybedecektim;
    14. Maç sonucu için 2.5 Üzerinden bahis yaparsam , bahis kaybetmiş sayılacaktır;
  8. Uzatmalar hariç Asya Handikapı: Oyunun sonucuna tabidir. Takımlara çeşitli engeller serileri verilecek ve oyunun son sonucu olacak. Bu bahis türünün 2 sonuç var, Ev Sahibi ve Dışarıda, beraberlik ise kapsam dışı bırakılıyor. Asya Handikap Asya Handikapı’nın 2 çeşit parametresi olabilir:
  1. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım;
  2. Maç Berabere bittiğinde parayı geri alıyorum;
  3. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun kaybediyorum.
  4. Example 2: Maç: Chelsea-Liverpool, Asya Handikap 0.5, ev sahibi takıma bahis yapıyorum.
  5. Maç Berabere bittiğinde bahisi kazanıyorum (örneğin 0-0, parametresini arttırmakla , sonuç 0.5:0’e dönüşüyor, böylelikle ev takımı kazanıyor)
  6. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım;
  7. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde kaybediyorum (örneğin 0-1, 0-2, v.b.).
  8. Örnek 3: Chelsea Liverpool, Asya Handikapı -0.25, Evde 100 EUR ile bahis yapmak için bahis oynuyorum, bahis miktarı bölünecektir: EUR 50, AH 0’a, 50 EUR’dan AH -0.5’e. Maç Berabere biterse (ör. 1-1):
  9. 50 EUR AH 0’tan kullanıcıya geri iade edilecektir;
  10. 50 EUR AH -0.5’tan kaybedilecektir (parametrenin verdiği dezavantajı düşürerek skor şu şekilde olacaktır: 0.5 -1, sonuçta ev kaybedilirken kazanır;;YARIM KAYBEDİLEN bahisler, bahis oranlarının her zaman 0,5’e dönüştüğü için, kullanıcı kanatları 50 EUR (0.5 * 100) olan yeni bahis miktarı olacaktır.
  11. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım.
  12. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun kaybediyorum.
  13. Asya Handikapı, Maçın Kalanı/Asya Handikapı, İlk Yarının Kalanı: Kabul edilen tüm bahisler maçın/yarının geri kalanına ait skor-çizgisine göre sonuçlandırılır, bahis öncesi goller gözardı edilir. Canlı Bahis Örneği: Juventus-Man United – Canlı skor 1:0 TakımAsya Handikapı, Maçın kalanıOranlarJuventus-0.751.90Manchester+0.752.05
  14. Maç sonucu 4:0 Juventus’a bahis yaparsan, kazanacaksın (örneğin: Juventus üzerinde 100€ bahis oynarsan, kazancın 90€ olacaktır)
  15. Maç sonucu 2:0, 3:1, 4:2 Juventus’a bahis yaparsan, bahsin yarı-kazanmış olacak (ex: Juventus üzerinde 100€ bahis oynarsan ,kazancın 45€ olacaktır)
  16. Maç sonucu 1:0, 1:1, 1:2, 1:3,2:1, 2:2, 3:2, 3:3 Man. United’a bahis yaparsan kazanacaksın (örneğin: Man. United üzerinden €100 bahis oynarsan kazancın €105 olacaktır)
  17. Eğer bir bahis etkinliği askıya alınmış veya kesintiye uğramış olup en fazla 48 saat sonrasına yeniden planlandıysa, kesinti anında sonucu önceden belirlenmiş olan bahisler haricinde tüm bahisler geçerli olacaktır;
  18. Kesin Gol Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  19. İlk/Sonraki Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  20. Son Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  21. Gol Sayısı: 90 dakika oynanmadan önce bir maçın durması durumunda, müsabakanın tamamına yönelik tüm bahisler iptal edilecektir olup, halihazırda sonucu belli olmuş bahisler geçerli sayılacaktır. Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
  22. 0 ve 1 gol üzerine bahis yaparsam kaybederim;
    1. yarı için 1 gol üzerine bahis yaparsam kazanırım;
  23. 3 veya daha fazla gol üzerine bahis yaparsam paramı geri alırım.
  24. Birinci Gol Zamanı: Bahisler, resmi kaynakta belirtilen ilk golün zamanına göre sonuçlandırılır. Örnek: 1-36 dakika aralığına bahis yaptıysam: Kazanmak için olayın 0:00 ve 35:59 arasında gerçekleşmesi gerekir.
  25. X. Gol: X. golü hangi takımın atacağını tahmin et. Kendi kalesine atılan goller skoru alan tarafa yazılır. Maçın yarıda kalması durumunda, gerçekleşen goller için bahisler geçerli kalır.
  26. Son golü atan takım: Maçın yarıda kalması durumunda, gerçekleşen goller için bahisler geçerli kalır; bu bahis türü için uzatmalar hesaba katılmaz.
  27. X Sayıda Gol: Belirtilen sayıda gole ulaşan ilk takım üerine sonuçlandırılır. Maçın yarıda kalması durumunda, sonuçlanmamış tüm bahisler iptal edilir.
  28. Karşılıklı gol: Her iki takımın da gol atıp atmaması üzerine yapılan bahis.
  29. Alt Üst Takım Skoru: Maç sırasında bir takımın attığı gol sayısı üzerine bahis. Uzatmalarda atılan goller hesaba katılmaz.
  30. Gol Sayısı: Gol sayısı üzerine yapılan bahis, kendi kalesine atılan golleri de kapsar.
  31. Zaman Aralığında Gol: Resmi olarak belirtilen gol zamanı geçerlidir. Uzatmalar dahil değildir.
  32. Her İki Yarıda da Gol: Takım veya takımların her iki yarıda da gol atacağına dair Evet/Hayır bahsi.
  33. Sıfıra karşı Kazan: Kazanan takımın gol yemeyeceği üzerine bahis.
  34. Kazanma Payı: Kazananın ve kaybedenin toplam gol sayısı arasındaki fark. Oyunun sonucuna göre karar verilir. Takımlara çeşitli kazanç payı verilir ve maç sonucu dikkate alınır.
  35. Herhangi Bir Yarıda Kazan: Takımın en az bir yarıda kazanması üzerine bahis.
  36. Her İki Yarıda da Kazan: Takım her iki yarıda da kazanması üzerine bahis.
  37. Geriden Gelip Kazan: Takımın maçın herhangi bir anında skor olarak geride olup maçı kazanması üzerine bahis.
  38. Korner Alt Üst: Maçta alınan köşe vuruşları için önceden belirlenmiş Alt/Üst bahsi. Uzatmalar dahil değildir.
  39. Korner Sayısı: Maçta alınan köşe vuruşlarının toplam sayısına göre.
  40. X Sayıda Korner: Belirtilen sayıda köşe vuruşuna ulaşan ilk takım üerine sonuçlandırılır. Maçın yarıda kalması durumunda, sonuçlanmamış tüm bahisler iptal edilir.
  41. Takımın ilk gol dakikası: Anlaşma, resmi maç kaynağı tarafından verilen zamana göre yapılacaktır, çünkü İlk / Sonraki gol atılır.
  42. Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır. O sırada maça katılmayan yedk oyuncuların ya da yöneticilerin almış olduğu kartlar sayılmaz. Sarı kart 1 puan olarak sayılırken, kırmızı kartın puanı 2’dir. Oyuncunun aldığı ikinci sarı kart sonrasınd kırmızı karta döneceğinden sayılmyacaktır. Bir oyuncu en çok 3 puandan fazla alamaz.
  43. Takım Bahisleri ÜST/ALT: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır. Sarı kart 10 puan olarak sayılırken, kırmızı kartın puanı 25’dir. Oyuncunun aldığı ikinci sarı kart sonrasınd kırmızı karta döneceğinden sayılmyacaktır. Bir oyuncu en çok 35 puandan fazla alamaz.
  44. En Çok Korner olan Yarı: Her iki yarı içerisinde, daha çok kornere sahip olan yarı kazanır.
  45. Takım Korner Sayısı: Bir takımın kullandığı korner sayısı.
  46. Son Korner: Mevcut duruma göre, en son köşe vuruşunu hangi takım kullanır.
  47. Clean Sheet: Gol yemeyen takım kazanır.
  48. En Çok Korner: Maçta daha çok köşe vuruşu kullanan takım kazanır.
  49. Sonraki Korner: Mevcut duruma göre, sıradaki köşe vuruşunu hangi takım kullanır.
  50. Maç bahsi ve toplamlar: 1X2 ve Alt/Üst bahislerinin birleşimidir; yalnızca ikisinin de gerçekleşmesi durumunda bahis kazanır.
  51. Gol Tek/Çift: Toplam gol sayısı çift veya tek.
  52. Zaman Aralığında Takım Gol Sayısı: Golün resmi olarak açıklanan zamanı gözönüne alınır. Uzatmalar dahil değildir.
  53. En Çok Gol olan Yarı: En çok gol atılmış olan yarı kazanır.
  54. Skor tahmini: Seçenekler arasında yer almayan bir sonuç gerçekleşirse, tüm bahisler kaybeder.
  55. 1×2 İlk Yarı/ 1×2 İkinci Yarı bahsi: İlk yarıda ortaya çıkacak tüm bahisler, maç başlangıcı ile ilk yarının sonuna kadar olan süreyi kapsar. 2. yarıda ortaya çıkacak sonuçlara yapılan tüm bahisler, 2. yarıda başlayıp 2. yarının sonuna kadar geçerli olur. Yarının başlama/bitişi, maçın hakeminin düdüğü ile belirlenir.
  56. Bir bahis etkinliği durdurulup veya yarıda kesilip 48 saat içinde yeni bir tarihe planlanırsa, kesinti anında sonucu önceden belirlenmiş olan bahisler haricinde tüm bahisler geçerli olur;
  57. İlk Yarı/Maç Sonucu Uzatmalar Hariç (İY/MS): İlk yarının ve maçın normal süresinin sonucunu tahmin edin.
  58. Penaltılara Gitme: Maç penaltılara gider mi?
  59. Skor Yapacak Yedek Oyuncu: Yedek oyuncu gol atar mı?
  60. Kart Sayısı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  61. Sarı Kartlar Tek sayı/Çift sayı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  62. Bahiste İlk Takım: Mevcut karta göre hangi takım bir sonraki kartı alacak?
  63. Kendi Kalesine Atılan Gol: Kendi kalesine gol atar mı?
  64. Kazanma Şekli: Galip gelenin seçtikte maç nasıl biter?
  65. İlk Golün Zamanı: Resmi kaynakta belirtilen golün zamanına göre belirlenir.
  66. İlk Sarı Kartı Alacak Takım: Bir sonraki sarı kartı alacak olan takım geçerli karta göre.
  67. Kesin Gol Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  68. Sıradaki Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  69. Son Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  70. Sıradaki Golü Atacak Takım: Yarıda kalma durumunda, gerçekleşmiş bahisler geçerli sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  71. Sıradaki Golün Zamanı: Resmi kaynakta belirtilen golün zamanına göre belirlenir.
  72. Son Golü Atan Takım: Yarıda kalma durumunda, gerçekleşmiş bahisler geçerli sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  73. X Gole Kim Ulaşır: Daha önceden belirlenmiş sayıda ilk gol atan takım hesaplanır. 90 dakika bitimi gerçekleşmeden maçın yarıda kalması durumunda bütün bahislerin iptal edilir, eğer belirli bir sonucun hesaplanması gerçekleşmediyse.
  74. İki Takım da Gol Atar: Her iki takımın maçta gol atıp atmadığına bağlı olarak.
  75. Takım gol sayısı Alt/Üst: Maçta takımın attığı toplam gol sayısına göre. Ekstra sürede atılan goller sayılmaz.
  76. Gol Sayısı: Gol sayısına yapılan bahislerde “kendi kalesine atılan goller” de hesaba alınacaktır.
  77. Bu zaman aralığında gol olur mu?: Resmi zamanda atılacak goller sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  78. İki yarıda da gol atar: Takım/Takımların her iki yarıda da gol atması üzerine Evet / Hayır bahsi.
  79. Gol yemeden kazanır: Takım oyunu kazanır ve gol yemez.
  80. Kazanma Marjı: Oyun sonucuna göre hesaplanır. Ekiplere çeşitli kazanç payı verilecek ve nihai sonuç hesaplanacak.
  81. İki yarıdan en az birini kazanır: Bu bahsin kazanması için takımın iki yarıdan en az birini kazanması gerekiyor.
  82. Her iki Yarıyı da kazanır: Takım, maçın her iki yarısında rakipten daha fazla gol atmalı.
  83. Geriden gelir ve kazanır: Takım maçın herhangi bir aşamasında kaybetmeli, ancak maçın 90 dakikasının bitiminden kazanan taraf olmalı.
  84. Toplam korner sayısı, Alt/Üst: Maç sırasında gerçekleşen köşe vuruşları için “total” a eklenmiş ayrı bir çizgiye dayanarak. Uzatmalar dikkate alınmaz.
  85. Toplam korner sayısı: Maçtaki toplam köşe vuruş sayısına göre.
  86. X Kornere İlk Kim Ulaşır?: Alınan köşe sayısına ilk ulaşan ekibe yerleşince, önce 90 dakika oynandıktan sonra terk etme durumunda tüm bahisler anlaşma yapılmadığı sürece geçersiz sayılır.
  87. Takımın ilk gol dakikası: Anlaşma, resmi maç kaynağı tarafından verilen zamana göre yapılacaktır, çünkü İlk / Sonraki gol atılır.
  88. Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  89. Takım Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  90. En çok korner olan devre: Her yarının korner sayısına göre, en fazla korner kullanılan yarı.
  91. Takım korner sayısı: Bir takımın kullanacağı korner sayısı.
  92. Son Korner: Maçın son kornerini kullanan takım.
  93. Gol Yemez: Gol yemeyen takım kazanır.
  94. Kim Daha Çok Korner Atar?: Maçta en çok köşe vuruşu elde eden takım kazanır.
  95. İlk Korner: Sıradakı kornerı kullanan takım.
  96. Maç Bahsi ve Toplamlar: 1×2 ve üst/alt kombine edin, her iki sonuç tutarsa kazanılır, diğerleri kaybedilir.
  97. Uzatmaya Gider mi?: Uzatmalara giderse, bahis kazanır; gitmezse kaybeder.
  98. Kırmızı Kart: Kırmızı kart gösterilecek mi?
  99. Korner Tek/Çift: Toplam köşe vuruşları Tek veya Çift.
  100. Zaman aralığında takım gol atar mı?: Atılan golün resmi zamanı dikkate alınacaktır. Uzatmalar dahil değildir.
  101. Takım Korner Sayısı Tek/Çift: Takım toplam köşe vuruşu sayısı tek veya çift.
  102. Takım Korner Sayısı Alt/Üst: Takım toplam köşe vuruşu parametrenin üzerinde veya altında.
  103. Penaltılara Gitme: Maç penaltılara gider mi?
  104. Skor Yapacak Yedek Oyuncu: Yedek oyuncu gol atar mı?
  105. Kart Sayısı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  106. Sarı Kart Tek/Çift: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  107. Sıradakı Takım Cezası: Mevcut karta göre hangi takım bir sonraki kartı alacak?
  108. Kendi Kalesine Atılan Gol: Kendi kalesine gol olur mu?
  109. Kazanma Şekli: Kazananın belirlenmesi için maç ne şekilde biter.
  110. İlk Sarı Kartı Alacak Takım: Bir sonraki sarı kartı alacak olan takım geçerli karta göre.
  111. En Yüksek Yarı Skoru: En çok gol atılan yarı kazanır.
  112. X Golün Zamanı: X gol Y dakikaya kadar olur mu? Örnek: maçın 30 dk. kadar 3 gol. Eğer oyun 30. dakikadan önce kesilirse (29:59), 3. golün olmaması durumunda bahisler geçersiz sayılıcaktır.
  113. Takımın gol zamanı: X takım Y dakikaya kadar gol atar mı? Örnek: maçın 30 dk. kadar 3 gol. Eğer oyun 30. dakikadan önce kesilirse (29:59), 3. golün olmaması durumunda bahisler geçersiz sayılıcaktır.
Jojobet 168 Giriş Adresi üzerinden bahis yapmaya devam edebilirsiniz. Jojobet giriş adresi bilgisi daima sitemizde güncel olarak yenilenmektedir. Adres değişikliklerinden etkilenmemek için sitemizi ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.
submitted by jojobetofficial to u/jojobetofficial [link] [comments]


2019.08.12 23:50 matbetofficial Matbet 132 Yeni Adres

Matbet bahis sitesinin adresi değişti ve Matbet 132 oldu. Tarayıcınıza matbet132.com giriş adresini yazarsınız siteye erişebilirsiniz. #UEFA Avrupa Ligi maçları başlıyor! Kazanmanın ve futbol heyecanının tadını çıkarın!

➡️ MATBET132.com ⬅️

Bahis Kuralları

  1. Matbet tarafından kabul edilen tüm bahisler için aşağıdaki kurallar geçerlidir;
  2. Matbet tüm yanlış ve kasten kötü oranlarla oynanmış olan, ya da oyun başladıktan sonra yapılmış olan tüm bahisleri iptal etme hakkını saklı tutar;
  3. Matbet istediği bahisi reddetme, kısıtlama yada iptal etme veya limitleme hakkını saklı tutar;
  4. Bahisler ancak oyun sonuçlandıktan sonra onlaylanır;
  5. Bir müsabakanın kazanan tarafı müsabakanın bittiği günde belirlenir; Matbet bahis amaçlı protesto veya devrik kararları tanımaz. Yarıda kalan bir mücadelelenin sonucu ile ilgili karar, o spor için Matbet tarafından belirlenen bahis kurallarına göre alınacaktır;
  6. Malta Piyango ve Oyun Otoriteleri kanunlarına göre 18 yaşın altında olan hiç kimsenin bahis yapma hakkı yoktur;
  7. Burada yer alan tüm kurallar, düzenlemeler, Matbet tarafından önceden yazılı bildirimde bulunmadan değiştirilebilir;
  8. Bir bahise yatırılabilecek en yüksek bahis miktarı Matbet tarafından belirlenir ve önceden haber verilmeksiniz değiştirilebilir. Matbet aynı zamanda istediği hesaplara bahis miktarı limitlemesi getirebilir;
  9. Eğer oyuncunun hesabına yanlışlıkla bir para aktarılırsa, oyuncu en kısa zamanda Matbet’i zaman kaybetmeksizin haberdar etmek zorundadır. Eksi bakiyesi olan hesaplarda, Matbet tüm sonuçlanmamış olan bahisleri, eksi bakiyeye neden olmamış olsa bile, iptal etme hakkını saklı tutar;
  10. Oyuncular tüm hesap işlemleri için sorumluluk taşımaktadırlar. Lütfen bahislerinizi onaylamadan önce doğruluğunu kontrol ediniz. Bir bahis bir kez onayladıktan sonra iptal edilemez. Matbet müşteri tarafından yapılan eksik veya birden fazla yapılan bahisler için sorumluluk taşımaz ve bu bahisleri iptal etme isteği kesinlikle reddedilecektir. Oyuncular hesap geçmişlerini “Spor Bahis Hesabım” bölümünde her yaptıkları bahis sonrasında kontrol edebilirler; Spor Bahis
  11. Anlaşmazlıklar söz konusu bahis karar verilme tarihinden itibaren yedi (7) gün içinde yapılmalıdır. Bu süre dışında yapılan hiçbir istek dikkate alınmayacaktır. Oyuncu kendi hesap işlemleri için sorumludur;
  12. Tüm hesap bakiyeleri ve işlemleri hesap başlangıçta açıldığında seçilen para biriminde görünür;
  13. Kazançlar her zaman Avrupa Oranları kullanılarak hesaplanır. Bazı oranların İngiliz tarzı kesirler içine tam bir çevirisi yoktur çünkü ornanlar İngiliz standardına dönüştürülürken, yuvarlama hataları oluşabilir unutmayınız. Burada, yakın kesirli oranlar gösterilecektir;
  14. Matbet önceden bildirimde bulunmaksızın bir müşteri hesabını askıya alma ve onun hesabında bulunan tüm bakiyeyi iade etme hakkını saklı tutar;
  15. Bu kuralların ve herhangi başka bir kuralın İngilizce’den tercümesinde bir çelişki olması durumunda, İngilizce dil sürümü asıl kabul edilecektir;
  16. Toplayıcılar (Parlay/Kombo, Multi): Bir toplayıcıda (accumulator) 10 sonuca kadar olan sonuçları kabul ederiz. Bazı sonuçlar, “karşılıklı bağımlı” ise (örnek: Son hafta maçlarında ev sahibi galibiyetiyle birlikte İngiltere Premier Ligi şampiyonluğu için Chelsea’ye bahis koydunuz), bu bahisler iptal olacaktır;
  17. Bir sistem bahisi ile yapılan bahisler Bonus çevrim şartı için geçerli olmayacaktır;
  18. Canlı Skor Güncellemeleri sadece bilgilendirme amaçlıdır.
  19. Aksi belirtilmedikçe, 2 veya daha fazla bahis seceneğinin kazanması durumunda beraberlik (dead-heat)kuralı uygulanır. Kazanan seçeneğin oranı, kazanan tüm bahis seçeneklerine bölünecek ve ardından ilgil bahis tutarı ile çarpılacaktır.
  20. Tüm canlı bahisler, Kabul veya reddedilmeden önce, “Beklemede” durumu adı verilen bir gecikme süresine sahiptir. Bu süre içerisinde, kayda değer bir değişiklik olması durumunda, bahis reddedilip ilgili tutar kullanıcının hesabına gecikme süresi sonunda iade edilecektir; Bahis Örnekleri
  21. Bahis kuponunda, Kabul veya red mesajı görüntülenecektir; canlı bahsin kabul edilip edilmediğinin takibi kullanıcının sorumluluğundadır; Örnek 1: Devam eden bir futbol müsabakasında, kullanıcı 1X2 üzerine bir bahis yapar ve bahis bekleme durumundayken bir gol olursa, sistem otomatik olarak bahsi gecikme süresinin sonunda reddedecektir; Örnek 2: Devam eden bir basketbol müsabakasında, kullanıcı Alt/Üst bahsi yapar ve bahis bekleme durumundayken 3-sayılık bir atış gerçekleşirse, sistem otomatik olarak bahsi gecikme süresinin sonunda reddedecektir;
  22. Birden fazla canlı seçim içeren çoklu bahisler, tüm canlı seçimlerin sistem tarafından kabulü sonrası kabul edilecektir. Eğer kabul edilmeyen bir canlı seçim olursa, çoklu bahis otomatik olarak reddedilecektir. Örnek: Kullanıcı Chelsea, ManUtd ve Liverpool’un galibiyetine çoklu bahis yapmakta ve her 3 maç da devam etmektedir. Çoklu bahis bekleme konumundayken bir gol atılması sebebiyle Chelsea seçimi kabul edilmemiştir. Bunun sonucunda sistem, her 3 seçimi geçersiz kabul edip bahis tutarını otomatik olarak iade eder.
  23. Eğer bir müsabakanın yeri değişirse (deplasman takımının sahası hariç), mevcut bahislerde bir değişiklik gerçekleşmez. Ama eğer bir müsabakanın ev sahibi ve deplasman takımları yer değiştirirse, mevcut bahisler geçersiz olur. Websitemizde, tarafsız sahada oynanan tüm müsabakaları tanımlamaya çalışacağız. Bu tür müsabakalar için (sitemizde belirtilmiş olsun veya olmasın), bahisler hangi takım ev sahibi gösterilmiş olursa olsun geçerli sayılır. Tarafsız sahada oynanan müsabakalarda, ilk sırada gösterilen takım ev sahibi olarak değerlendirilir. Matbet 132 bahsin yeni adresi oldu. Bahsin yeni adresi sizleri bekliyor bahis severler! Matbet 132 sizleri bekliyor 🙂
submitted by matbetofficial to u/matbetofficial [link] [comments]


2019.08.12 20:07 jojobetofficial Jojobet

Jojobet 168 Giriş Adresi

Yazar jojobet -6 Ağustos 2019📷
Jojobet bahis sitesi yeni giriş adresini twitter’dan duyurdu; “Değerli üyelerimiz, Heyecanın adresi jojobet168.com olarak değişmiştir. Kazanmaya kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Bahislerinizde bol şans dileriz. #jojobet” Jojobet 168 Giriş Adresi yeni bahis adresiniz. Şampiyonlar Ligi 3. tur eleme maçlarına saatler kaldı! Sizde yatırımınızı #jojobet’ten yapın, futbol heyecanını bahis alarak 2’ye katlayın!

➡️ JOJOBET168.com ⬅️

Futbol Bahis Kuralları

  1. Web sitemizde görüntülenen futbol başlangıç tarihleri ve saatleri yalnızca bir gösterge niteliğindedir ve doğru oldukları garanti edilmez. Bir maç askıya alınırsa veya ertelenirse, bahislerin tamamı müsabakanın başlangıcından itibaren 48 saat geçerli kalır. Ertelenmiş bir oyunun 48 saatten daha geç bir vakte yeniden planlandığına dair bir haber alırsak, bekleyen bahislerin tümü iptal edilip para iadesi yapılır;
  2. Eğer bir bahis etkinliği ertelenir, iptal edilirse veya bahis teklifinde belirtilen tarihte başlamazsa ve 48 saat içinde bir süre için yeni bir tarihte yeniden planlanır ve ardından ertelenirse, tüm bahisler son planlama tarihinden itibaren 48 saat boyunca geçerli kalmaya devam eder. Bu süreç, ertelenmiş oyun 48 saat içerisinde yeniden planlandığı sürece devam edecektir;
  3. Aksi belirtilmedikçe, bir maçın sonucuna ilişkin bahisler, her biri 45 dakikalık iki yarıya dayanılarak ve hakemin yaralanmaları ve diğer durmaları telafi ettikten sonra kararlaştırılacaktır. Fazla zaman ve penaltı atışlarını içermez.. Bazı durumlarda, turnuva, dostluk maçı veya diğer eşleşmelerin, iki 45 dakika yarısından farklı zamanlanmış zaman çizelgeleri olabilir. Eğer, Jojobet bir maçın her biri 45 dakikalık standart iki yarıdan başka bir formatta oynayacağına dair özel bir not belirtmemişse, tüm bahisler geçerli olacaktır;
  4. Bir maçın yarıda kaldığı ve önceden planlandığı gün tamamlanmadığı durumda, maçın sonucuyla ilgili bahisler geçersiz sayılır ve sonucu halihazırda belirlenmiş bahisler hariç tüm bahisler iade edilir.; Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. İlk yarı için Milan’a bahse girseydim kazanırdım;
    2. İlk yarı 1,5 Gol üzerinde bahis yaparsam kaybederdim;
    3. Maça A/Ü 2,5 bahis koyduğumda bahisimi geri alacağım;
    4. Asya Handikap -1.5 kazanmak için Milano’ya bahse girersem bahisimi geri alacağım;
  5. Alt/Üst bahsi: “2’den fazla gol olur” bahsi yaptıysam Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. Toplam gol sayısı atlandığında toplam bahis miktarı 2’den yüksek olduğunda bahisi kazanırım (ör. skor: 2-1, 2-3, 3-0, 1-3, 3-3, 2-2, vb.);
    2. Toplam gol sayısı skoru 2’nin altındaysa bahsi kaybediyorum (ör. skor: 0-0, 1-0, 0-1);
    3. Toplam gol sayısı 2 olduğunda, bahsimi geri alırım (ör. skor: 1-1, 2-0, 0-2);
  6. Alt/Üst bahsi: “2.5’den fazla gol olur” bahsi yaptıysam Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    1. Atılan toplam gol sayısı 3’ten çok olduğunda bahis kazanırım (ör. skor: 3-0, 0-3, 2-1, 1-2, 3-1, 2-4 vb);
    2. Atılan toplam gol sayısı 3’ten az olduğunda kaybederim (ör. skor: 0-0, 1-0, 1-1, 0-1, 2-0, 0-2);
  7. Karışık Asya Handikaplarında olduğu gibi, karışık parametrelerle Alt Üst üzerine bahisler yarı yarıya kazanılabilir ve yarı yarıya kaybolabilir.. Karışık Alt Üst örnekleri (AÜ):
    1. AÜ 1.75 – 1.5 AÜ ve 2 AÜ birleşiminin sonucudur;
    2. AÜ 2.25 – 2 AÜ ve 2.5 AÜ birleşiminin sonucudur;
    3. AÜ 2.75 – 2.5 AÜ ve 3 AÜ birleşiminin sonucudur;
    4. AÜ 3.25 – 3 AÜ ve 3.5 AÜ birleşiminin sonucudur;
    5. Örnek 1: 2.25 Alt Üst ve ben 2.5 Alt üzerinden bahis yapıyorum
    6. Toplam gol sayısı 2’den az olduğunda kazanıyorum (ör. skor: 0-0, 1-0, 0-1);
    7. Toplam gol sayısı 3’ten çok olduğunda kaybediyorum (ör. skor: 2-1, 1-2, 3-0, 0-3, 2-2, etc.);
    8. İlk yarıda atılan gollerin sayı 2 olduğundan YARI KAZANMIŞ oluyurom (ör. skor: 1-1, 2-0, 0-2);
    9. Oran ve kazanç hesaplama sistemi, Asya Handikapı ile özdeştir. Örnek 2: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
    10. Birinci yarı için 1.5 AIt üzerinden bahis yaptıysam kaybederim;
    11. Final skor için 1.5 Üst üzerinden bahis yaptıysam kazanırım;
    12. Maç sonucu için 1.75 A/Ü üzerinden bahis yaparsam,yarı kazanmış ve yarı kaybetmiş olacaktım;
    13. Maç sonucu için 2 Üzerinden bahis yaparsam kaybedecektim;
    14. Maç sonucu için 2.5 Üzerinden bahis yaparsam , bahis kaybetmiş sayılacaktır;
  8. Uzatmalar hariç Asya Handikapı: Oyunun sonucuna tabidir. Takımlara çeşitli engeller serileri verilecek ve oyunun son sonucu olacak. Bu bahis türünün 2 sonuç var, Ev Sahibi ve Dışarıda, beraberlik ise kapsam dışı bırakılıyor. Asya Handikap Asya Handikapı’nın 2 çeşit parametresi olabilir:
  1. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım;
  2. Maç Berabere bittiğinde parayı geri alıyorum;
  3. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun kaybediyorum.
  4. Example 2: Maç: Chelsea-Liverpool, Asya Handikap 0.5, ev sahibi takıma bahis yapıyorum.
  5. Maç Berabere bittiğinde bahisi kazanıyorum (örneğin 0-0, parametresini arttırmakla , sonuç 0.5:0’e dönüşüyor, böylelikle ev takımı kazanıyor)
  6. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım;
  7. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde kaybediyorum (örneğin 0-1, 0-2, v.b.).
  8. Örnek 3: Chelsea Liverpool, Asya Handikapı -0.25, Evde 100 EUR ile bahis yapmak için bahis oynuyorum, bahis miktarı bölünecektir: EUR 50, AH 0’a, 50 EUR’dan AH -0.5’e. Maç Berabere biterse (ör. 1-1):
  9. 50 EUR AH 0’tan kullanıcıya geri iade edilecektir;
  10. 50 EUR AH -0.5’tan kaybedilecektir (parametrenin verdiği dezavantajı düşürerek skor şu şekilde olacaktır: 0.5 -1, sonuçta ev kaybedilirken kazanır;;YARIM KAYBEDİLEN bahisler, bahis oranlarının her zaman 0,5’e dönüştüğü için, kullanıcı kanatları 50 EUR (0.5 * 100) olan yeni bahis miktarı olacaktır.
  11. Chelsea Liverpool’u yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun bahisi kazanırım.
  12. Liverpool Chelsea’yi yendiğinde maç sonucu ne olursa olsun kaybediyorum.
  13. Asya Handikapı, Maçın Kalanı/Asya Handikapı, İlk Yarının Kalanı: Kabul edilen tüm bahisler maçın/yarının geri kalanına ait skor-çizgisine göre sonuçlandırılır, bahis öncesi goller gözardı edilir. Canlı Bahis Örneği: Juventus-Man United – Canlı skor 1:0 TakımAsya Handikapı, Maçın kalanıOranlarJuventus-0.751.90Manchester+0.752.05
  14. Maç sonucu 4:0 Juventus’a bahis yaparsan, kazanacaksın (örneğin: Juventus üzerinde 100€ bahis oynarsan, kazancın 90€ olacaktır)
  15. Maç sonucu 2:0, 3:1, 4:2 Juventus’a bahis yaparsan, bahsin yarı-kazanmış olacak (ex: Juventus üzerinde 100€ bahis oynarsan ,kazancın 45€ olacaktır)
  16. Maç sonucu 1:0, 1:1, 1:2, 1:3,2:1, 2:2, 3:2, 3:3 Man. United’a bahis yaparsan kazanacaksın (örneğin: Man. United üzerinden €100 bahis oynarsan kazancın €105 olacaktır)
  17. Eğer bir bahis etkinliği askıya alınmış veya kesintiye uğramış olup en fazla 48 saat sonrasına yeniden planlandıysa, kesinti anında sonucu önceden belirlenmiş olan bahisler haricinde tüm bahisler geçerli olacaktır;
  18. Kesin Gol Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  19. İlk/Sonraki Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  20. Son Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Bahisler sadece 90 dakikalık bir oyunda kabul edilir. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  21. Gol Sayısı: 90 dakika oynanmadan önce bir maçın durması durumunda, müsabakanın tamamına yönelik tüm bahisler iptal edilecektir olup, halihazırda sonucu belli olmuş bahisler geçerli sayılacaktır. Örnek: Milan – Inter 74. dakikada 2-0, ilk yarı skoru 1-0
  22. 0 ve 1 gol üzerine bahis yaparsam kaybederim;
    1. yarı için 1 gol üzerine bahis yaparsam kazanırım;
  23. 3 veya daha fazla gol üzerine bahis yaparsam paramı geri alırım.
  24. Birinci Gol Zamanı: Bahisler, resmi kaynakta belirtilen ilk golün zamanına göre sonuçlandırılır. Örnek: 1-36 dakika aralığına bahis yaptıysam: Kazanmak için olayın 0:00 ve 35:59 arasında gerçekleşmesi gerekir.
  25. X. Gol: X. golü hangi takımın atacağını tahmin et. Kendi kalesine atılan goller skoru alan tarafa yazılır. Maçın yarıda kalması durumunda, gerçekleşen goller için bahisler geçerli kalır.
  26. Son golü atan takım: Maçın yarıda kalması durumunda, gerçekleşen goller için bahisler geçerli kalır; bu bahis türü için uzatmalar hesaba katılmaz.
  27. X Sayıda Gol: Belirtilen sayıda gole ulaşan ilk takım üerine sonuçlandırılır. Maçın yarıda kalması durumunda, sonuçlanmamış tüm bahisler iptal edilir.
  28. Karşılıklı gol: Her iki takımın da gol atıp atmaması üzerine yapılan bahis.
  29. Alt Üst Takım Skoru: Maç sırasında bir takımın attığı gol sayısı üzerine bahis. Uzatmalarda atılan goller hesaba katılmaz.
  30. Gol Sayısı: Gol sayısı üzerine yapılan bahis, kendi kalesine atılan golleri de kapsar.
  31. Zaman Aralığında Gol: Resmi olarak belirtilen gol zamanı geçerlidir. Uzatmalar dahil değildir.
  32. Her İki Yarıda da Gol: Takım veya takımların her iki yarıda da gol atacağına dair Evet/Hayır bahsi.
  33. Sıfıra karşı Kazan: Kazanan takımın gol yemeyeceği üzerine bahis.
  34. Kazanma Payı: Kazananın ve kaybedenin toplam gol sayısı arasındaki fark. Oyunun sonucuna göre karar verilir. Takımlara çeşitli kazanç payı verilir ve maç sonucu dikkate alınır.
  35. Herhangi Bir Yarıda Kazan: Takımın en az bir yarıda kazanması üzerine bahis.
  36. Her İki Yarıda da Kazan: Takım her iki yarıda da kazanması üzerine bahis.
  37. Geriden Gelip Kazan: Takımın maçın herhangi bir anında skor olarak geride olup maçı kazanması üzerine bahis.
  38. Korner Alt Üst: Maçta alınan köşe vuruşları için önceden belirlenmiş Alt/Üst bahsi. Uzatmalar dahil değildir.
  39. Korner Sayısı: Maçta alınan köşe vuruşlarının toplam sayısına göre.
  40. X Sayıda Korner: Belirtilen sayıda köşe vuruşuna ulaşan ilk takım üerine sonuçlandırılır. Maçın yarıda kalması durumunda, sonuçlanmamış tüm bahisler iptal edilir.
  41. Takımın ilk gol dakikası: Anlaşma, resmi maç kaynağı tarafından verilen zamana göre yapılacaktır, çünkü İlk / Sonraki gol atılır.
  42. Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır. O sırada maça katılmayan yedk oyuncuların ya da yöneticilerin almış olduğu kartlar sayılmaz. Sarı kart 1 puan olarak sayılırken, kırmızı kartın puanı 2’dir. Oyuncunun aldığı ikinci sarı kart sonrasınd kırmızı karta döneceğinden sayılmyacaktır. Bir oyuncu en çok 3 puandan fazla alamaz.
  43. Takım Bahisleri ÜST/ALT: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır. Sarı kart 10 puan olarak sayılırken, kırmızı kartın puanı 25’dir. Oyuncunun aldığı ikinci sarı kart sonrasınd kırmızı karta döneceğinden sayılmyacaktır. Bir oyuncu en çok 35 puandan fazla alamaz.
  44. En Çok Korner olan Yarı: Her iki yarı içerisinde, daha çok kornere sahip olan yarı kazanır.
  45. Takım Korner Sayısı: Bir takımın kullandığı korner sayısı.
  46. Son Korner: Mevcut duruma göre, en son köşe vuruşunu hangi takım kullanır.
  47. Clean Sheet: Gol yemeyen takım kazanır.
  48. En Çok Korner: Maçta daha çok köşe vuruşu kullanan takım kazanır.
  49. Sonraki Korner: Mevcut duruma göre, sıradaki köşe vuruşunu hangi takım kullanır.
  50. Maç bahsi ve toplamlar: 1X2 ve Alt/Üst bahislerinin birleşimidir; yalnızca ikisinin de gerçekleşmesi durumunda bahis kazanır.
  51. Gol Tek/Çift: Toplam gol sayısı çift veya tek.
  52. Zaman Aralığında Takım Gol Sayısı: Golün resmi olarak açıklanan zamanı gözönüne alınır. Uzatmalar dahil değildir.
  53. En Çok Gol olan Yarı: En çok gol atılmış olan yarı kazanır.
  54. Skor tahmini: Seçenekler arasında yer almayan bir sonuç gerçekleşirse, tüm bahisler kaybeder.
  55. 1×2 İlk Yarı/ 1×2 İkinci Yarı bahsi: İlk yarıda ortaya çıkacak tüm bahisler, maç başlangıcı ile ilk yarının sonuna kadar olan süreyi kapsar. 2. yarıda ortaya çıkacak sonuçlara yapılan tüm bahisler, 2. yarıda başlayıp 2. yarının sonuna kadar geçerli olur. Yarının başlama/bitişi, maçın hakeminin düdüğü ile belirlenir.
  56. Bir bahis etkinliği durdurulup veya yarıda kesilip 48 saat içinde yeni bir tarihe planlanırsa, kesinti anında sonucu önceden belirlenmiş olan bahisler haricinde tüm bahisler geçerli olur;
  57. İlk Yarı/Maç Sonucu Uzatmalar Hariç (İY/MS): İlk yarının ve maçın normal süresinin sonucunu tahmin edin.
  58. Penaltılara Gitme: Maç penaltılara gider mi?
  59. Skor Yapacak Yedek Oyuncu: Yedek oyuncu gol atar mı?
  60. Kart Sayısı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  61. Sarı Kartlar Tek sayı/Çift sayı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  62. Bahiste İlk Takım: Mevcut karta göre hangi takım bir sonraki kartı alacak?
  63. Kendi Kalesine Atılan Gol: Kendi kalesine gol atar mı?
  64. Kazanma Şekli: Galip gelenin seçtikte maç nasıl biter?
  65. İlk Golün Zamanı: Resmi kaynakta belirtilen golün zamanına göre belirlenir.
  66. İlk Sarı Kartı Alacak Takım: Bir sonraki sarı kartı alacak olan takım geçerli karta göre.
  67. Kesin Gol Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  68. Sıradaki Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  69. Son Golü Atar: Oynamayan oyuncular için iade yapılmaz. Kendi kalesine atılan goller sayılmaz.
  70. Sıradaki Golü Atacak Takım: Yarıda kalma durumunda, gerçekleşmiş bahisler geçerli sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  71. Sıradaki Golün Zamanı: Resmi kaynakta belirtilen golün zamanına göre belirlenir.
  72. Son Golü Atan Takım: Yarıda kalma durumunda, gerçekleşmiş bahisler geçerli sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  73. X Gole Kim Ulaşır: Daha önceden belirlenmiş sayıda ilk gol atan takım hesaplanır. 90 dakika bitimi gerçekleşmeden maçın yarıda kalması durumunda bütün bahislerin iptal edilir, eğer belirli bir sonucun hesaplanması gerçekleşmediyse.
  74. İki Takım da Gol Atar: Her iki takımın maçta gol atıp atmadığına bağlı olarak.
  75. Takım gol sayısı Alt/Üst: Maçta takımın attığı toplam gol sayısına göre. Ekstra sürede atılan goller sayılmaz.
  76. Gol Sayısı: Gol sayısına yapılan bahislerde “kendi kalesine atılan goller” de hesaba alınacaktır.
  77. Bu zaman aralığında gol olur mu?: Resmi zamanda atılacak goller sayılır. Uzatmalar dahil değildir.
  78. İki yarıda da gol atar: Takım/Takımların her iki yarıda da gol atması üzerine Evet / Hayır bahsi.
  79. Gol yemeden kazanır: Takım oyunu kazanır ve gol yemez.
  80. Kazanma Marjı: Oyun sonucuna göre hesaplanır. Ekiplere çeşitli kazanç payı verilecek ve nihai sonuç hesaplanacak.
  81. İki yarıdan en az birini kazanır: Bu bahsin kazanması için takımın iki yarıdan en az birini kazanması gerekiyor.
  82. Her iki Yarıyı da kazanır: Takım, maçın her iki yarısında rakipten daha fazla gol atmalı.
  83. Geriden gelir ve kazanır: Takım maçın herhangi bir aşamasında kaybetmeli, ancak maçın 90 dakikasının bitiminden kazanan taraf olmalı.
  84. Toplam korner sayısı, Alt/Üst: Maç sırasında gerçekleşen köşe vuruşları için “total” a eklenmiş ayrı bir çizgiye dayanarak. Uzatmalar dikkate alınmaz.
  85. Toplam korner sayısı: Maçtaki toplam köşe vuruş sayısına göre.
  86. X Kornere İlk Kim Ulaşır?: Alınan köşe sayısına ilk ulaşan ekibe yerleşince, önce 90 dakika oynandıktan sonra terk etme durumunda tüm bahisler anlaşma yapılmadığı sürece geçersiz sayılır.
  87. Takımın ilk gol dakikası: Anlaşma, resmi maç kaynağı tarafından verilen zamana göre yapılacaktır, çünkü İlk / Sonraki gol atılır.
  88. Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm uyarılar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir uyarı dikkate alınmayacaktır.
  89. Takım Kart Sayısı Alt/Üst: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  90. En çok korner olan devre: Her yarının korner sayısına göre, en fazla korner kullanılan yarı.
  91. Takım korner sayısı: Bir takımın kullanacağı korner sayısı.
  92. Son Korner: Maçın son kornerini kullanan takım.
  93. Gol Yemez: Gol yemeyen takım kazanır.
  94. Kim Daha Çok Korner Atar?: Maçta en çok köşe vuruşu elde eden takım kazanır.
  95. İlk Korner: Sıradakı kornerı kullanan takım.
  96. Maç Bahsi ve Toplamlar: 1×2 ve üst/alt kombine edin, her iki sonuç tutarsa kazanılır, diğerleri kaybedilir.
  97. Uzatmaya Gider mi?: Uzatmalara giderse, bahis kazanır; gitmezse kaybeder.
  98. Kırmızı Kart: Kırmızı kart gösterilecek mi?
  99. Korner Tek/Çift: Toplam köşe vuruşları Tek veya Çift.
  100. Zaman aralığında takım gol atar mı?: Atılan golün resmi zamanı dikkate alınacaktır. Uzatmalar dahil değildir.
  101. Takım Korner Sayısı Tek/Çift: Takım toplam köşe vuruşu sayısı tek veya çift.
  102. Takım Korner Sayısı Alt/Üst: Takım toplam köşe vuruşu parametrenin üzerinde veya altında.
  103. Penaltılara Gitme: Maç penaltılara gider mi?
  104. Skor Yapacak Yedek Oyuncu: Yedek oyuncu gol atar mı?
  105. Kart Sayısı: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  106. Sarı Kart Tek/Çift: Planlanan 90 dakikalık oyun sırasında takımların aldığı tüm kartlar dikkate alınarak hesaplamalar yapılacaktır. Maçın tam süresinin bitişi sonrası alınan herhangi bir kart dikkate alınmayacaktır.
  107. Sıradakı Takım Cezası: Mevcut karta göre hangi takım bir sonraki kartı alacak?
  108. Kendi Kalesine Atılan Gol: Kendi kalesine gol olur mu?
  109. Kazanma Şekli: Kazananın belirlenmesi için maç ne şekilde biter.
  110. İlk Sarı Kartı Alacak Takım: Bir sonraki sarı kartı alacak olan takım geçerli karta göre.
  111. En Yüksek Yarı Skoru: En çok gol atılan yarı kazanır.
  112. X Golün Zamanı: X gol Y dakikaya kadar olur mu? Örnek: maçın 30 dk. kadar 3 gol. Eğer oyun 30. dakikadan önce kesilirse (29:59), 3. golün olmaması durumunda bahisler geçersiz sayılıcaktır.
  113. Takımın gol zamanı: X takım Y dakikaya kadar gol atar mı? Örnek: maçın 30 dk. kadar 3 gol. Eğer oyun 30. dakikadan önce kesilirse (29:59), 3. golün olmaması durumunda bahisler geçersiz sayılıcaktır.
Jojobet 168 Giriş Adresi üzerinden bahis yapmaya devam edebilirsiniz. Jojobet giriş adresi bilgisi daima sitemizde güncel olarak yenilenmektedir. Adres değişikliklerinden etkilenmemek için sitemizi ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.
submitted by jojobetofficial to u/jojobetofficial [link] [comments]


2019.05.25 17:11 NewsJungle Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'de Uber'in bittiğini söylüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cuma günü yaptığı açıklamada, Uber konusundaki tartışmaların Türkiye'ye kapalı olduğunu söyledi.
İstanbul'da iftarın ardından hızlı bir akşam yemeğinden bahseden Erdoğan, “Uber meselesi bizim için Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak bitti.” Dedi.
Uber’in ruhsatsız taksilerden farklı olmadığını ve taksicilere hitap ettiğini söyledi.
Erdoğan’ın Über’in başkanına atanmasını reddetmesinin ardından biniciliği paylaşan şirket Türkiye’yi terk etti.
Türkiye’de 31 Mart’ta yapılan yerel anketlere değinen Erdoğan, İstanbul’daki 754 başkanlık sandık istasyonu başkanının yasadışı bir şekilde atandığını vurgulayarak, Yüksek Seçim Konseyi’nin (YSK) İstanbul’da yapılacak bir seçim için karar vermesinin gerekçesine işaret etti.
Mart ayındaki İstanbul oylarının sonuçları, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve koalisyon ortağı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) temyiz ettikten sonra, ülkenin seçim yasasıyla usulsüzlük ve çelişkiler göstererek iptal edildi.
Erdoğan, seçmenlerin oylarının göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
Çarşamba günü yapılan YSK, 23 Haziran'da yapılacak olan İstanbul seçmeninin gerekçesini yayımladı.
YSK, 108 oy sandığındaki toplam 30.281 oyun geçersiz veya ilan edilmemiş sayılma levhaları nedeniyle geçersiz sayıldığını belirtti.
Ayrıca, kamu görevlisi olmayan sandık memurları 31 Mart'ta İstanbul’da yapılan belediye seçimlerinde 754 sandık merkezinde yasaları ihlal etti.
Konsey, bu benzeri görülmemiş uygulamanın, iktidar ve muhalefet ittifakları arasındaki 13.729 oy oranını etkileyeceğini söyledi.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2017.06.06 17:34 ComputerGodCommunism Başkanlık Sisteminin Türkiye için uygun ve gerekli olduğunu düşünüyorum

Okuma Öncesi Notu: Uyarı, bu post uzun yazı içermektedir. Fikirlerimi eser miktarda (/s) yersiz ayrıntı ile anlattığımı ve okumaya değecek bir yazı yazdığımı düşünüyorum. Umarım okurken sıkılmaz, bilgilenirsiniz. Ayrıca sonunda TL;DR mevcuttur.
İlk olarak linçe uğramadan belirteyim, hiçbir seçimde AKP'ye oy vermedim, 16 Nisan Anayasa değişikliği referandumunda hayır oyu kullandım ve hala hayır çıkmasının ülkeye çok daha yararlı olacağı kanısındayım.
Ülkemiz ne yazık ki demokratik sistemin doğal yollarla ve halk hareketi ile gelişip baş gösterdiği bir Avrupa ülkesi değil. Cumhuriyet ve demokrasi ülkemize Kurtuluş Savaşı'nın bir sonucu olarak geldi, "E Kurtuluş Savaşı gökten zembille mi indi, halk hareketi işte." diyebilirsiniz ve doğrudur Kurtuluş Savaşı bir halk hareketi ancak Kurtuluş Savaşı'nın vatanı kurtarmak kısmı halkın çabaları ile gerçekleşmiş olsa da demokrasi ve cumhuriyet ilan etme kısmı Atatürk ve yoldaşlarının çabaları ile gerçekleşmiş, halka bir nevi "tepeden inme" şekilde verilmiştir. Ama bu nedenle demokrasi bu ülkede işleyemez diyemeyiz. Bir ülkede demokrasinin işleyebilmesi için bir altyapı gereklidir, buna demokratik altyapı diyebiliriz. Demokratik altyapı; halkın, ülkede mevcut olan ya da olmasını istediği demokrasiyi en azından temel anlamda anlaması, demokrasinin uygulanmasını arzulaması ve mevcut olması halinde korunması, olmaması halinde mevcut edilmesi için her türlü çabayı gösterecek bir anlayışa sahip olması şeklinde tanımlanabilir. Bir nevi halkın geneline yayılmış bir demokrasi bilinci. Bu altyapı halk hareketi ile gerçekleşmiş demokrasilerde zaten mevcut oluyor zira halk demokrasiyi kendine uygun bulmuş ve oluşturmuştur, bu nedenle onu uygulamak ve korumak için elinden geleni de yapacaktır. Ancak tepeden inme diye tabir ettiğimiz aydınların, üst düzey yöneticilerin vb. halk diye tabir edemeyeceğimiz bir azınlığın çabalarıyla sistem değişikliğine gidilerek halka yerleştirilen demokrasilerin çok büyük bir kısmında bu gereken altyapı yoktur çünkü olsaydı halkın kendisi demokrasiyi yapardı zaten. Ama dediğim gibi tepeden inme demokrasiler işleyemez diye bir kural (en azından teorik olarak) yoktur, bu altyapı demokrasi ilan edildikten sonra da oluşturulabilir ve demokrasi işler hale getirilebilir. Atatürk'ün amacı da buydu zaten. Ancak hem onun erken ölümü hem de daha sonra yaşanan olaylar nedeniyle demokratik altyapı ülkemizde tam olarak oluşamadı ve demokrasi halka yerleşmedi.
Ülkede demokratik altyapının ve demokrasi kültürünün yokluğunu farketmek zor değil, en basitinden ülkede aktif olan partilere baktığımızda CHP dışında hiçbirinin köklü olmadığını görüyoruz, ayrıca CHP'nin de baştan sona büyük değişimler geçirdiğini unutmamak lazım. Halk, daha demokrasinin ne olduğunun ve ülkede ne tür bir demokrasinin geçerli olduğunun farkında bile değil. Mesela sultanımızın ağzından düşürmediği milletin iradesi lafı ve empoze ettiği halk en iyisini bilir, istediğini seçer, istediğini yapar, kimse de karışamaz tipi düşünme şekli gerçekten de demokratik olsa da Türkiye'de ve Dünyadaki bütün aklıselim ülkelerde kabul edilen çoğulcu demokrasi anlayışına uymaz, çoğunlukçu anlayışa uyar. Çoğunlukçu demokraside halk bir bütündür ve seçim yoluyla iradesini ortaya koyar, seçimde çoğunluğun kabul ettiği sonuç halkın tamamının iradesidir ve doğal olarak üstünde bir güç yoktur. Burada tahmin edebileceğiniz gibi bir azınlık sorunu oluşuyor, çoğunluğun yasal yollarla azınlığa zulmetmesinin önünde hiçbir engel bulunmamakta. Bu nedenle bu anlayış günümüzde pek kabul edilmiyor. Çoğulcu demokraside ise halk bir bütün değil çoğuldur, iki (çoğunluk ve azınlık) veya daha fazla gruptan oluşur. Burada da seçimle çoğunluğun kabul ettiği sonuç halkın iradesi olarak kabul edilse de azınlıkta kalan kesimin de halkın bir parçası olması sebebiyle onu çoğunluğun demokratik zulümünden koruyan kurallar vardır, bu kurallar; bunu, çoğunluğun iradesini kısıtlayarak yapar. Biz bu kurallara Anayasa diyoruz işte. Anayasa, bu nedenle normal kanunlara nazaran önemlidir zira halkın çoğunluğunun iradesini bile kısıtlayabilecek güce sahiptir.
Anayasa'nın tek işlevi azınlığı korumak değildir; devletin yapısı ve organları, temel hak ve özgürlükler bunların hepsi Anayasa'da belirlenir. Ülkemizde; geçmişte geçerli olmuş meclis hükümeti sistemi ve parlamenter sistem de yeni kabul edilmiş başkanlık sistemi de Anayasa'da belirtilmiştir çünkü Anayasa'nın değiştirilmesinin zor olması sayesinde sık sık sistem değişikliklerine gidilmesi önlenir. Ancak demokrasinin her parçası gibi Anayasa da halkın iradesine bağlı olarak değiştirilebilir. Değiştirilemez maddeler, referandum zorunluluğu, değişikliğin mecliste basit değil nitelikli çoğunluk ile kabul edilmesi gibi kurallar, Anayasa'nın basit çoğunluğu arkasına alan her hükümetin elinde oyuncak olmasını engellemek için vardır ve onlar bile değiştirilmeye tabiidir. Bu değişimi zorlayan kurallar arasında Dünya genelinde kabul edilmiş bir kural daha var: Olağanüstü hal sırasında Anayasa değişikliği yapma yasağı. Olağanüstü hal, şartlar gereği temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir dönemdir, bu kısıtlanan özgürlüklere ifade özgürlüğü de giriyor. Bu nedenle bu dönemde halk iradesini ortaya koymakta sıkıntı yaşayacağından Anayasa değişikliği gibi önemli değişimlerin OHAL sırasında yapılması demokratik olmaz. Ancak Türkiye'de böyle bir kural yok çünkü bugüne kadar yapılan Anayasa değişikliklerinin neredeyse hepsi bir darbe ardından yapıldı ve darbeyi yapanlar OHAL içerisinde bu değişikliği daha rahat yapacaklarını bildiklerinden bu kural hiç uygulanmadı. Bu durum bile Türkiye'de demokrasinin bozukluğunu gösterir aslında. En son yapılan Anayasa değişikliğinin de gelecek genel seçime daha 2 sene olmasına rağmen hiçbir hukuki hatta mantıki sebep gösterilmeden darbe sonrası referandumları gibi olağanüstü hal sürecinde yapılmış olmasının, seçmenin iradesine ve seçimin meşruiyetine etkisini sizlerin kararına bırakmaktayım.
Referandumun kendisine dair yorumuma gelmeden değişikliği teklif edilen Anayasa maddelerine değinmek istiyorum. Bu maddelerin uygunluğu veya yanlışlığı daha tartışmaya açık bir konu. Tarafsız olarak maddelere bakıldığında başkana verilen yetkilerin meclise göre daha fazla olması göze çarpıyor, başkanın meclise etkisi başkanlık sistemlerinde olması gerekenden daha fazla olduğu açık çünkü genelde başkanlık sisteminde farklı güçleri (Yasama ve Yürütme) temsil eden parlamento ve başkanın keskin ayrılığı ve birbirine karşı yalnızlaştırılması esastır. Sıkıntılı durumlardan biri de şu anki cumhurbaşkanının partisine dönmesine izin veriliyor olması ve 2 yıllık ucube bir sistem yaratılması. Ayrıca başka bir sıkıntı olarak başkan yardımcılarının yetkileri ayrıntılı olarak açıklanmasına rağmen sayısına veya seçilmek için gerekli niteliklerine dair bir açıklama olmaması da bulunuyor. Ama yine de bir Anayasada olması gerektiği gibi maddeler ucu açık ve genel şekilde yapılmış zira Anayasa maddelerinin kısa ve genel olması, altının kanunla doldurulması; kazuistik, aşırı ayrıntılı olmasından evladır. Bu maddeler bile doğru kanunlar ile işler demokratik bir başkanlık sistemine dönüştürülebilir. Ama işte bu noktada insanın suratına Türkiye gerçeği bir yumruk gibi çarpıyor. Hükümetin, başında partili cumhurbaşkanı ile birlikte kanun çıkarma konusundaki gücünü düşündüğümüzde bu değişen Anayasa maddelerini etkileyen kanunların içeriğini tamamen bir partinin seçeceği açıktır. Bahsettiğim başkan yardımcılığı örneğine dönersek demokratik bir bakış açısı ile baktığımızda makul bir sayı sınırı ve seçilmek için gerekli niteliklerin kanunla kararlaştırılacağını öngörmek uygun iken Türkiye şartlarında nitelikleri geçip, sayı sınırı bile konulmasını beklememek daha doğru olacaktır. Ama yine de doğruyu söylemek gerekirse bu maddeler Türkiye'de bile normal şartlarda kabul edilmeyecek kadar suistimale açıktır. Bu da bizi referandumda normal şartların olmadığına götürür.
Anayasa değişikliği referandumunun meşruiyeti birçok yönden sallantıdadır. Bunun içerisinde mühürsüz oylar meselesi en belirgini ve bilineni. Aslında gelişmiş, demokratik bir ülkede mühürsüz oyların da sayılması gayet uygun ve adil bir karardır zira seçmenin oylarının, sırf sandık başkanı ya da mühür basımından kim sorumluysa onun sorumsuzluğu yüzünden geçersiz olması hakkaniyete uymaz. Ancak bizim ülkemizde bu çok büyük bir şaibeye sebep olacak bir karar ve neden şaibe yaratacağını anlatmama gerek bile yok. Bu durum demokrasinin işlerliği için gerekli olan güven ortamının Türkiye'de olmadığını gösterir. Onun dışında seçimle ilgili yapılan propagandalar ayrı bir saçmalık, tarafsız cumhurbaşkanının açıkça bir tarafı desteklemesi, mitingler yapması, direktifler vermesi ve hatta seçmenlerin bir kısmına ithamlarda bulunması korkunç bir anti-demokrasi örneğidir. Buna ses çıkarabilen bir kesimin dahi olmaması da cabası. Halk yönünde ise demokratik altyapının yokluğu ortada. Yapılan seçim bir Anayasa değişikliği referandumu olmasına rağmen parti seçimlerinde var olan fanatiklik mevcuttu. (KOY UN DEDİ LER KOYDUK XD) Hükümetin de etkisi ile şunlar evetçi şunlar hayırcı ayrımına tabii olan halk maddeleri okuyup kendi kararını vermeden civarındaki insanlara ve yahut partilere bakarak karar verdi. Ayrıca maddelerden birini, milletvekili seçim yaşı değişikliğini, hiç istemediği halde referandumda evet diyen birçok insanın varlığı, vereceği oyun kendi kararı olduğunu ve de değişiklik bu sebeple referandumdan dönerse bile o maddeyi çıkarıp yeniden referandum yapılabileceğinin bilinmemesi, düşünülmemesi halkın yönetildiği sisteme uzaklığının göstergesidir. Halkın ayrıca manipüle de edildiğinin apaçık bir kanıtı oy pusulalarındaydı; pusulalarda sadece bir renk ayrımı ile EVET ve HAYIR yazıyor, demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi bunun ne seçimi olduğu ve nelerin değişeceğine dair bir açıklama bulunmuyordu, koskoca Anayasa değişikliği seçimi basit bir EVET-HAYIR cevabına indirgenmişti. Referandum adete evetçi misin hayırcı mısın seçimine dönmüştü. Herşeye rağmen Anayasa değişikliğinin çok küçük bir farkla kabul edilmesi bir umut olarak kabul edilebilir ancak bence o referandumdan sonra iş işten geçti bile, fark 1 kişi olsaydı bile fark etmez.
Bunlar Türkiye'nin gerçekleri ve bu gerçekleri bildiği halde boyun eğen insanlar da bir Türkiye gerçeği. Türkiye, cumhuriyetinin yüzüncü yılına yaklaşırken demokrasi kültürünün yokluğu ve de demokratik altyapının dahi bulunmaması ülkenin siyasi bakımdan ne kadar geri kalmış olduğunu ortaya koyuyor. Bu altyapının yokluğu her türlü demokrasiyi derinden etkilerken parlamenter sistemde etkisi çok daha fazladır. Çünkü demokratik altyapının olmadığı toplumlarda halkın kendine zarar verecek bir seçim yapma olasılığı yüksektir. Bunun parlementer sistemde etkisi şu yönden daha fazla olmaktadır; halkın meclise gidecek milletvekillerini seçerken bir tane yanlış/zararlı seçim yapması tek başına büyük bir sorun oluşturmazken bütün ülkeye yansıtıldığında bir kargaşaya sebep olur. Dediğim gibi demokratik altyapının yokluğu halkın aldatılmasının veya yanlış karar vermesinin kolay olduğu anlamına gelir, imkansız vaatler, yalanlar ve reklamcılık ile bir parti meclise girmeyi hatta iktidar olmayı kolayca başarabilir. Eğer bu durum birden fazla partide mevcut olursa ki genelde öyle olur halk doğal olarak bölünür birçok parti meclise girer ki zaten seçim barajının varlığı meclise giren parti sayısını azaltmak içindir, yoksa seçim barajı belki de en anti-demokratik uygulamalardan biridir. Çok fazla partinin olduğu meclisin çözüm yolu koalisyon hükümetine gidilmesidir. Koalisyon hükümeti normalde demokratik çıkmazların geçici çözümü iken (ve gelişmiş toplumlarda daha iyi çalışabilirken) bizim gibi demokratik altyapısız bir ülkede kronik bir şekilde tekrar tekrar yaşanabilir. Parlamenter sistemde hükümet yürütme yetkisini kullanır ve bu yetkinin yavaş, aksak, sık sık değişen şekilde kullanımı yönetimde istikrarsızlığa sebep olur, istikrarsızlık da halkın devlete güvenini azaltır, o da anarşiye sebep olur. Koalisyon hükümeti de işte bu istikrarsızlık için resmen biçilmiş kaftandır çünkü birbirleriyle anlaşmaya niyetli olmayan birden fazla partiden oluşan bir hükümet sürekli kendi içinde çatışacak, karar vermekte aksaklıklar yaşayacak ve hantal hareket edecektir. Bu hükümetlerin ülkemizde yarattığı dengesizlikler ve istikrarsızlık her ne kadar meme olmuş olsa da bir gerçektir. Halkın 7 Haziran seçiminden sonra 1 Kasımda AKP'yi tekrar iktidar yapmasının altında bu istikrarsız döneme dönme korkusu yatar (Bu korkuyu AKP kendi lehine kullanmıştır, orası ayrı). AKP de bu istikrarsızlık sorununa kesin çözüm olarak başkanlık sistemini bulmuş ve bunu referandum ile gerçekleştirmiştir.
Doğruyu söylemek gerekirse demokratik altyapının olmadığı bir toplumda başkanlık sistemi, parlamenter sisteme göre çok daha iyi işleyebilecek bir sistemdir. İlk olarak başkanlık sisteminde meclise fazla sayıda partinin girmesi sıkıntı yaratmaz çünkü genel seçimle sadece yasamayı etkilecek olan milletvekilleri seçilmektedir, parlamenter sistemde aynı genel seçimle seçilen hükümetin yürütme yetkisi bu sistemde ayrı bir seçimle gelen başkandadır. Başkan seçilen kişinin "yanlış" ya da "zararlı" olması halinde ise halkın bundan doğan zararların sorumlusunu tespit etmesi çok daha kolaydır zira ortada tek bir adam var (Kısacası THANKS OBAMA) ve başkanın cezai sorumluluğu da olduğundan adalet kolayca sağlanır. Meclise fazla partinin girmesi sıkıntı olmayacağı için seçim barajına gerek duyulmaz bu sayede çoğulcu demokrasilerde gerekli olan çok seslilik mevcut olur, en küçük azınlığa kadar halk temsil edilir. Başkan da meclis gibi halk tarafından seçilir ki bu yine demokratik bir yöntemdir, böylece yöneticilerin meşruiyeti daha yüksek olur. (2007'ye kadar cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmediğini hatırlatırım). Başkan yürütme gücünü tek başına kullandığı için istikrar kolay sağlanır ve yürütme gücünden arındırılmış meclis çok sesliliğin meşruiyetini arttırdığı yasama gücü ile kanun yaratır. Başkan partili olsa da meclise karşı gücü çok az olduğundan başkanla aynı partide olan milletvekilleri başkandan bağımsız çalışabilir. Meclisin başkanı kısıtlaması ise zaten zordur zira mecliste çok partinin varlığı başkana karşı tek bir tavır almalarını engeller ayrıca bu partilerin arasında tabii ki başkanın partisi de vardır. Bu sayede güçler ayrılığı keskin bir şekilde sağlanır, birbirlerine etkilemeleri büyük oranda engellenir ancak işbirliği ile hareket etmeleri de mümkün olur. En önemlisi de başkanlık sisteminin, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu demokratik altyapının oluşması için en iyi ortamın sağlamasındır. Çünkü başkanlık sistemi, demokrasi ve yönetimden uzak bir halk için kavraması daha kolay olan ve verdiği kararların yönetime etkileri daha bariz olduğu için halka demokratik tecrübe kazandıran bir sistemdir. Ben bu sistemin Türkiye'de siyasi huzur ve istikrar ortamını sağlayacağından eminim ve bu ortamın uzun vadede bir sonucu olarak ihtiyaç duyulan demokratik altyapının oluşacağını düşünmekteyim. O noktaya ulaşıldığında "daha" demokratik bir sistem olan parlamenter sistemin işler bir şekilde tekrar oluşturulması da mümkündür.
Ancak farketmiş etmiş olabileceğiniz gibi bu anayasa değişikliği ile gelmiş olan başkanlık sistemi hiç de benim bahsettiğim sisteme benzemiyor. Başkanın meclise etkisi çok fazla iken buna karşılık bir de çıkarabileceği cumhurbaşkanlığı kararnamesi pratikte yürütme alanını düzenleyen bir kanundan farksız ki bu meclisin başkanın alanına neredeyse hiç etkisi olamayacağı anlamına geliyor. Başkanın olağanüstü hal ilan etme gücü var ki bu da etkisiz eleman meclisi isterse bir de kaldırabileceği anlamına geliyor. Bunların üstüne başkanın partili olması da cabası, meclis neredeyse tamamen başkanın güdümünde bir kurum haline gelmiş oluyor. Başkan yardımcısının, başkan tarafından seçilmekten başka hiçbir niteliğe ihtiyacı yok ve başkanın yokluğunda yardımcı, başkanın bütün yetkilerini kullanabiliyor, bu ikisini toplarsak başkanın isterse herhangi bir kişiyi de facto başkan yapabileceği ortada. Bunlar öyle korkunç ihtimaller ki ülkede demokrasinin ölmesi işten bile değil. Bunlardan öte benim bahsettiğim başkanlık sisteminin iyi yönlerinin varlığı kesin bile değil. Mesela meclis her ne kadar etkisiz kılınmış olsa da seçim barajının kaldırılacağına veya en azından düşürüleceğine dair hiçbir gelişme yok. Meclis de başkan da halk tarafından seçilecek ama dediğim gibi demokratik altyapının yetersizliğinde halkın kendine zarar verecek seçimler yapması çok normal ve bu yetkilerle donanmış bir başkanın yaratabileceği zararlar, halkın deneme yanılma yöntemi kullanması için çok büyük. En kötüsü de başkanın cezai sorumluluğu olsa da onu denetleyecek ve yargılayacak kişiler yine başkan tarafından seçilecek olması, böylece cezai sorumluluk sadece sözde kalmış oluyor. İstikrar bu anlamda kesin olan tek şey, ancak bu Okyanusya tipi istikrar mı olur yoksa Dünya Devleti tipi mi bilemiyorum. Allah, ülkemizi ve milletimizi gelecek başkanlardan korusun.
Ülke için bir umut var mı tam emin değilim. Bu yeni sistemin bir Anayasa değişikliği ile tekrar değişmesi pekala mümkün ancak bunun için AKP kadar halk desteği almış yeni bir parti gerekli ve bu başkanlık sistemi içerisinde böyle bir partinin oluşması imkansıza yakın diyebilirim. Ayrıca bir şekilde böyle bir parti oluşsa bile o partinin genel başkanı yüzde 90 ihtimalle aynı zamanda devlet başkanı da seçileceği için (başkanlık seçimi ile genel seçimlerin aynı gün yapılmasını kurallaştırmalarının sonucu bu) kendi yetkilerini kısıtlayacak değişiklikleri yapacak kadar iyi niyetli bir parti olması da gerekiyor. Bu noktadan sonra olabilecek en iyi şey 2019'da malum kişinin başkan seçilememesi olur. Ben bu yönde de bir umut görmüyorum, her ne kadar son seçimi kılpayı kazanmış olsa da başkan adaylığı bakımından ona rakip olabilecek bir kişi Türk siyasetinde şu an mevcut bulunmamakta. Hani yeni bir cevher ortaya çıksa diyeceğim o da yeni olduğu, halk onu tanımadığı için seçilemez. Kısacası benim bir umudum yok be dostlar. Allah sonumuzu hayır etsin.
TL;DR: Anayasa hukuku finaline çalışmaktan beyni yanmış bir hukuk öğrencisinin; umutsuzluk, siyasi terimler ve zorunlu 1984 atıfı içeren beyin sıçmığı.
Gerçek TL;DR: AKP'nin başımıza açtığı bu sözde başkanlık sistemini hiçbir yönden tasvip etmemekle birlikte Türkiye'ye uygun olan ve ihtiyaç duyulan sistemin parlamenter sistem olmadığını, doğru şekillerde yapılmış bir başkanlık sistemi olduğunu düşünmekteyim. Bunun sebebi Türk halkının demokratik altyapıya ve demokrasi kültürüne hala sahip olmamasıdır. Parlamenter sistem bu altyapının olmaması halinde çok zorlanan hatta zarar veren (koalisyonlar, istikrarsızlık, anarşi vb.) bir sistem iken başkanlık sistemi bu altyapının yokluğunda çalışmaya uygundur ve de halkta demokratik altyapının oluşması için en iyi ortamı sağlamaktadır. Buna rağmen en son yapılan referandumdan beri ülkenin geleceği için kaygılarım tavan yapmış bulunmakta bundan sonra uzun bir süre iyi bir gelişme gerçekleşmeyeceği kanısındayım.
Okuma Sonu Notu: Eğer bu uzunluğuna rağmen okuyup beğendiyseniz ilerde farklı konular üzerine başka yazılar da yazmayı planlıyorum. Bir eleştiriniz varsa, bir yanlışımı gördüyseniz veya merak ettiğiniz bir soruyu sormak istiyorsanız çekinmeyin, geç de olsa (finaller hala devam ediyor amk) bir cevap vermeye çalışacağım. Bi de fazla umudunuz varsa alırım yaniii
submitted by ComputerGodCommunism to Turkey [link] [comments]